Yok Ederek Var Etmek: Rauschenberg’in Radikal Eseri

II. Dünya Savaşı sonrası Amerika’da soyut dışavurumculuk hakimdi. Jackson Pollock, yere serdiği tuvallere damlattığı boyalar ile, Mark Rothko, devasa renk alanları ile, Willem de Kooning ise güçlü ve kıvrak fırça darbeleriyle bu akımın en büyük ustalarıydı. Tam da bu yıllarda Robert Rauschenberg sahneye çıktı ve sanatı bambaşka bir yöne çevirdi.

Rauschenberg, 1950’li yılların başında gazete kağıtları, boya ve çeşitli malzemeleri bir araya getirerek yaptığı Kara Resimler (Black Paintings) ve John Cage’in de çok etkilendiği, tamamen beyaz boşluklarından oluşan Beyaz Resimler (White Paintings) eserlerini üretti. Çeşitli gündelik malzemeleri yeniden kullanarak oluşturduğu eserinde “varlık” ve büyük boşluklarla oluşturduğu eserinde “yokluk” kavramları üzerine yaptığı ilk denemeler sonrası Rauschenberg bu iki eylemin kesişim noktasını buldu. 

1953 yılında Rauschenberg, Willem de Kooning’in atölyesine ilginç bir teklif sunmak için giderek de Kooning’den silmek üzere bir çizimini istedi. Aldığı eseri haftalar boyunca silgilerle silmeye uğraştı ve neredeyse görünmez izler kalana kadar devam etti. Sonunda ortaya boş görünen ancak silinerek yok edilen bir eser yeni bir eser olarak ortaya çıktı; Silinmiş de Kooning Çizimi (Erased de Kooning Drawing).

1963 yılına kadar Rauschenberg Silinmiş de Kooning Çizimi’ni sergilemedi ancak bazı sanatçılar stüdyosunda bu eseri gördüler. Çoğu, şaşkınlıkla baktı; çünkü döneminin en ünlü sanatçılarından olan de Kooning’un bir eserini alıp silmek çok cesurca bir işti. Bunu saygısızlık olarak görenler de vardı, kışkırtıcı olarak görenler de ancak Rauschenberg, de Kooning’in bu isteğinin arkasındaki düşünceyi anladığını ve pek memnun olmasa da başka bir sanatçının çalışmasını engellemek istemediği için çizimini vermeyi kabul ettiğini açıklamaktan da kaçınmadı. 1963’te Leo Castelli Galerisi’nde ilk kez kamuoyuna sunulduğunda da eleştirmenler ve izleyiciler tarafından benzer tepkiler geldi. Bazıları ise bunu sanatta “yeni bir başlangıç” olarak değerlendirdi, sadece üretimin olmadığı, yeniden inşanın hatta yok etmenin de olabileceği yeni bir başlangıç.

Sonraki yıllarda San Francisco Museum of Modern Art’ın koleksiyonuna katılan eser üzerinde yapılan teknik analizlerde kağıt yüzeyinde silgi parçacıklar, pigment kalıntılar ve deformasyonlar incelenmeye başlandı. 2010’lu yıllarda yapılan kızılötesi taramalar ise kağıdın altında hâlâ de Kooning’in çizgisini, Rauschenberg’in yok etmeye çalıştığı desenleri net bir şekilde ortaya çıkardı.

Bugün Silinmiş de Kooning Çizimi, modern sanatın en radikal sorularını simgeler: Sanat nedir? Nerede başlar, nerede biter? Bir sanat eseri nasıl var olur? Sanat eserinin varlığı sınırlarla çevrili midir? Yok etmek de yaratmak olabilir mi? Rauschenberg, bu eseri ile yalnızca bir çizimi değil, sanatın sınırlarını da silmiş ve onu sorgulamaya açmıştır. Peki sizce de Kooning’in çiziminin kızılötesi tekniklerle görülebildiğini düşünürsek “yokluk” aslında tam bir boşluk mudur, yoksa izleriyle, hafızasıyla hâlâ orada olan mıdır?

Bizi paylaşın..