Tarık YURTGEZER | Ankara’nın Doğa Fotoğrafı Mekanları (37. Sayı)

Ankara çevresinde birbirinden farklı habitatların olması ve birinden diğerine çok kısa sürede geçilebilmesi avantajından dolayı, Ankaralı doğa fotoğrafçıları bu kentte yaşadıkları için şanslıdır. Kentimizin kuzeyinde Batı Karadeniz Ormanları uzanırken, güneyini tuzcul bozkırlar kaplar. Çayırhan beldesinde hiç ot bitmeyen topraklar fotoğrafçılara benzersiz manzaralar sunarken, yarım saatlik bir yolculukla Nallıhan’a ulaşır ve hemen çam ormanlarıyla kaplı dağlara çıkabilirsiniz. Ankara, farklı habitatlar, farklı flora ve faunayı da beraberinde getirir. Tuzlu ve tatlı su gölleri, akarsuları, kuş cennetleri, milli park, jeopark ve tabiat parklarının peyzaj güzellikleri ve tüm bu mekanlardaki flora ve faunasıyla doğa fotoğrafçılarına ilham vermeye devam ediyor. Bu yazının, Ankara’nın belli başlı doğa fotoğrafı mekanları konusunda sizlere rehberlik edeceğini umuyorum.

Tuz Gölü

Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci büyük gölüdür. Ankara’dan bir saatlik araba yolculuğuyla rahat ulaşılabilir. Ankara dışında Konya ve Aksaray illerine de kıyısı vardır. Özellikle gün batımlarıyla ünlü gölümüzde Ankara–Aksaray yolu üzerinde durulup manzarası fotoğraflanabildiği gibi Kaldırım Tuzlası’ndaki sedde üzerinden de güzel fotoğraflar alınır.

Çubuk Karagöl ve Ormanları

Küçük bir doğal set gölüdür. Çevresine örülen duvar nedeniyle bir havuz görünümünü almıştır. Ancak çevresindeki ormanların sonbaharda aldığı renkler ve bunların sudaki yansımaları, ayrıca su üzerine düşen yapraklar, fotoğrafçılar için bulunmaz nimettir. Ankara’ya 75 km uzaklıktaki bu göle ulaşım kolay olduğu için Ankaralı fotoğrafseverlerin sonbaharda mutlaka ziyaret ettikleri bir mekandır. Özellikle Ekim’in ikinci yarısı görülmeye değerdir.

Çayırhan

Daha çok bünyesinde barındırdığı Davutoğlan Kuş Cenneti ile anılsa da çevrenin jeomorfolojisi manzara fotoğrafçılarını da cezbetmektedir. Kuş Cenneti, Aladağ Çayı’nın Sarıyar Baraj Gölü’ne karıştığı yerde oluşan, mevsimsel bir sulak alandır. 168’den fazla kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bunların bir kısmı yerli, bir kısmı geçit kuşu iken, bir kısmı da üremek için buraya gelen türlerdir.

Burada kuş fotoğrafçılığının yanısıra adeta başka bir gezegene benzeyen arazide benzersiz manzaralar çekebilirsiniz. Ayrıca Sarıyar Baraj Gölü’nde yapacağınız bir tekne turu sırasında, ilginç arazi yapısının sudaki yansımalarını ve başınızın üzerinden geçen kuş gruplarını fotoğraflayabilirsiniz. Ankara’ya 130 kilometre uzaklıktadır.

Işık Dağı Karagöl Ve Beşkonak Bazalt Sütunları

Ankara’dan iki saatlik bir yolculukla ulaşılabilen küçük ama fotografik bir göldür. Işık Dağı’na, Kızılcahamam’ı geçip Çerkes yoluna dönülerek gidilir. Anayoldan sağa sapan yolda Karagöl levhasından dönülerek ulaşılır. Ama ondan önce yolda Beşkonak Köyü yakınlarında Sabuncu Deresi’nde durun. Burada Kızılcahamam-Çamlıdere jeoparkının bir bölümünü oluşturan Beşkonak bazalt sütun oluşumları vardır. Bazalt sütunların geometrik yapıları fotoğrafçılara bölgede epey zaman harcatır.

Karagöl ise dağın üzerinde küçük ama biçimi itibarıyla ilginç bir göldür. Mayıs-Temmuz arası en iyi dönemidir. Mayıs ortalarında giderseniz gölde yetişen bataklık yoncalarını çiçeklenmiş halde bulabilirsiniz.

Sarıçalı Dağı ve Uyuzsuyu Şelalesi

Nallıhan yakınlarındaki Sarıçalı Dağı barındırdığı ormanlar, endemik bitkiler, karstik yapılar(mağaralar) ve Uyuzsuyu Şelalesi ile doğa fotoğrafçılarının olduğu kadar, doğa sporcularının da ilgisini çekmektedir.

Uyuzsuyu Şelalesi de bu dağdadır ve Karacasu Köyü’nden 7 kilometrelik bir orman yoluyla çıkılmaktadır. Belli bir akarsuyun üzerinde değildir. Kaynağından çıktıktan sonra hemen biraz ilerde, milyonlarca yılda oluşturduğu travertenlerin üzerinden yaklaşık 40 metrelik bir düşüş yapar.

Kirmir Vadisi ve Abacı Peri Bacaları

Kızıcahamam’dan gelen Hamam Çayı, Çeltikçi’de Alicin Deresi’ni de kendine kattıktan sonra Kirmir adını alarak yoluna devam eder. Kızılcahamam ve Güdül arası hatta Uruş’a kadar çay, vadi içinde akar. Kimi zaman vadi çok derinleşerek yer yer küçük kanyonlar oluşturur.

Kızılcahamam’dan sonra vadi içersindeki Abacı peri bacası oluşumları Kapadokya’dan sonra İç Anadolu’daki en önemli oluşumlardır.

Ankara’dan bir buçuk saatlik bir araba yolculuğu sonunda ulaşılabilir.

Eğriova Tabiat Parkı

Büyükçe bir gölet, çevresinde karaçam, göknar ve sarıçamlardan oluşan bir orman, gölete gelen su kuşları, yükseklerde süzülen karaakbabalar ve Mart’tan başlayarak Ağustos’a kadar açan çiçekler, yusufçukları ve kelebekleriyle doğa fotoğrafçıları için çok cazip bir alan. Ankara’ya uzaklığı 150 kilometre olduğu için rahatlıkla gidilebilecek bir yer olup, kışın ayrı güzelliktedir.

Sorgun Yaylası

Soğanlı bitkiler bakımından zengin bir alandır. Güdül Yeşilöz Beldesi’nden dik bir yolla çıkılır. Bu yaylada çiğdem, sümbül ve kardelenleri bir arada bulabilirsiniz. Yılın en iyi zamanı Mart sonudur.

Süvari Deresi

Ankara’nın Fırtına Deresi desek yeridir. Özellikle bahar aylarında çok kuvvetli akar. Bunun nedeni geçtiği vadideki yatağının dar olmasıdır. Ancak düze indiği zaman uysallaşır. Birlikte getirdiği alüvyonu bu düzlüğe bırakarak Kirmir Çayı’na karışır. Süvari deresine Güdül ve Uruş üzerinden ulaşılabilir.

Benli Yaylası

Çamlıdere’nin bu güzel yaylasına giderken hep yükselirsiniz. Sarıçam ve göknar ormanlarının arasından çıka çıka gittiğiniz yolun sonu sizi çok şaşırtır. Dağın üzerinde çok geniş bir düzlükle karşılaşırsınız. Nisan ayında giderseniz soğanlı bitkileri görebilirsiniz. Yaz ortalarına kadar dönemine göre çiçekler sizi karşılar. Ayrıca ağaçlar da size güzel görüntüler sunar.


Tarık YURTGEZER

Kontrast Sayı 37, Eylül-Ekim 2013

Bizi paylaşın..

1 Trackbacks & Pingbacks

  1. Dünden Bugüne Ankara (37. Sayı) - Dergi

Comments are closed.