Özlem DAĞ | Zaman Makinesi ile Yolculuk: N. V. ARTAMONOFF (43. Sayı)

Bu sayıda Doğaçlama Köşesi’nde tarihi bir yolculuk yapmak istedim. Eskilere, çok eskilere giderek Cumhuriyet’in ilk kurulduğu yıllardaki İstanbul’a götüreceğim sizi. Bu yolculuğu yaparken de kullanacağımız zaman makinesi, Nicholas Victor Artamonoff’un fotoğraf makinesi olacak.

Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında çektiği İstanbul’daki Bizans mimarlık mirası ve insan manzaraları fotoğrafları, o dönemden beri köklü bir değişim geçiren kentin benzersiz bir kaydını oluşturmaktadır. Artamonoff’un fotoğraflarında resmedilen anıtlardan bazıları arada geçen zamanda hasar görürken, bazıları kötü restorasyonlardan geçmiş ya da İstanbul’da yaşanan muazzam kentsel ve demografik büyüme sonucunda başka yapıların arasında kaybolmuştur. Artamonoff, yaşamın her alanında hızlı bir dönüşümün yaşandığı dönemde, fotoğraf makinesiyle anıtların, arkeolojik sit alanlarının, kent manzaralarının, uzmanların ve sıradan insanların o anki hallerini yakaladığı fotoğraflarıyla, Bizans kalıntılarını kentin gündelik yaşamına katmaktadır.

Üstelik bu müthiş fotoğraflar tamamen bir rastlantıyla gün ışığına çıkarılmış. Şimdi bu heyecan verici maceraya bir göz atalım:

Mimar ve sanat tarihçisi Dr. Günder Varinlioğlu, çalışmakta olduğu Washington D.C.’deki Dumbarton Oaks Araştırma Kütüphanesi’nde, 2010 yılında eski püskü bir klasörle karşılaşır. Bu klasörde 542 fotoğrafın küçük baskıları bulunmaktadır. Profesyonel bir çabanın ürünü bu kareler, Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun ilk yıllarına aittir. Ve belki daha da önemlisi, bir kısmı günümüze ulaşmayan ve çoğu Bizans’a tarihlenen mimari ve arkeolojik eserleri belgelemektedir.
Fotoğraflarda “Artamonoff” isimli bir kaşe bulunmaktadır. Çekim yeri ve tarihleri her karenin arkasına titizce kaydedilmiştir. Dumbarton Oaks, en az yarım yüzyıldır raflarda beklediği sanılan bu benzersiz arşivi ‘canlandırmak’ ister. Ama bir sorun vardır: Bu gizemli fotoğrafçının kimliği ve fotoğraflarının Washington D.C.’ye nasıl ulaştığı konusunda kimse, en küçük bir bilgiye sahip değildir. Dumbarton Oaks uzmanlarının, Artamonoff’u araştırması böylece başlar.

Projenin ilk adımı, fotoğrafların internet üzerinde bir sergiyle gün yüzüne çıkarılmasıdır. Fotoğrafların internet ortamında paylaşılması sayesinde belki de Artamonoff’u tanıyanlara ulaşmak da mümkün olacaktır. 2011’de yayına başlayan sergi araştırmacılar arasında büyük ilgi uyandırır ancak beklenen geri bildirim gerçekleşmez.

ABD Göçmen Bürosu’ndan Artamonoff’un 1908’de doğduğu ve 1947’de Türkiye’den ABD’ye göçtüğü öğrenilir. Bu tarihten öldüğü 1989’a dek attığı her adım, hatta vasiyeti bile ABD’deki resmî kayıtlarda mevcuttur. Ancak ömrünün ilk 39 yılı hakkında tek satır bilgi yoktur.

Fotoğrafların arkasına yazdığı tarihlerden, Artamonoff’un İstanbul’da yılın her ayı fotoğraf çektiği anlaşılıyordu. Ve bu durum onun kentte bir ziyaretçi değil, sürekli yaşamış olduğu ihtimalini güçlendiriyordu. Diğer taraftan Dumbarton Oaks’ın elindeki fotoğraflar 1935-46 arasını kapsıyordu. Yani fotoğraf çekmeye en geç 20’li yaşlarında başlamıştı. Araştırmacılar Artamonoff’un yaşını göz önünde bulundurarak bir başka olasılığı sorgulamaya başladı: Acaba öğrenim amacıyla mı İstanbul’a gelmişti? Bu olasılık doğru ise –ve yıllar sonra ABD’ye göç edeceği düşünüldüğünde- Artamonoff’un öğrenim gördüğü yerin bir Amerikan okulu olması ihtimali de yüksekti.

Araştırmalar, Artamonoff’un, öğrenim görmek için Robert Koleji’nde okuduğunu göstermektedir. Nicholas Victor Artamonoff, 14 yaşındayken lise bölümüne kayıt yaptırdığı Robert’ta, Mühendislik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra üstlendiği idari görevleriyle birlikte tam 25 yıl geçirmişti. 1922’de oluşturulan öğrenci dosyasına işlenen bilgilere bakılırsa gizemli fotoğrafçının menşei de sıra dışıydı: Doğumu Yunanistan, daimi adresi Belgrad, milliyeti Rus, dini Ortodoks, vatandaşı olduğu ülke Sırbistan…

Artamonoff’un ailesi

Bu arada araştırmacılar Artamonoff’un ailesiyle ilgili şaşırtıcı bir bilgiye daha ulaştılar. Babası Rus Tümgeneral Victor Alekseyeviç’ti. Baba Artamonoff, tarihçilerin kolaylıkla hatırlayabileceği bir isim. Çünkü I.Dünya Savaşı’nı tetikleyen – Avusturya – Macaristan tahtının veliahtı Arşidük Franz Ferdinand’a 28 Haziran 1914’te Rusya destekli Sırp gizli örgütü Kara El tarafından düzenlendiği söylenen- suikaste katılmakla itham ediliyor.

Nicholas Victor Artamonoff’un fotoğraf serüveni, arşivinin 1962’de Van Nice’in çabalarıyla Washington D.C.’deki iki kuruma bağışlanmasıyla sona eriyor.

Mühendis Artamonoff profesyonel bir fotoğrafçı, tarihçi, arkeolog ya da uzman değildi; İstanbul’da eğitim almış ve yaşarken ona ve binlerce yıllık kültür mirasına tutkuyla bağlanmıştı. Hemen hemen tüm boş zamanını bunu belgelemek için kullanmıştı. Fotoğrafları, kentin acımasız değişim hamlesinden önceki halinin görülmesini mümkün kılıyor.

Artamonoff’un bu soluk kesen hayatı ve fotoğrafları, Ekim 2013’de İstanbul’da sergilendi. Şu anda da, kütüphanenin resmi internet sayfasında (http://icfa.doaks.org/collections/artamonoff) fotoğraflara ve koleksiyonun tamamına ulaşmanız mümkün. Cumhuriyet’in ilk dönemindeki İstanbul’a bir göz atmak ve zaman yolculuğuna çıkmak isterseniz mutlaka görmeniz gereken bir koleksiyon. Gördükleriniz, kimi zaman sizi gülümsetecek, kimi zaman da düşündürecek.

Yedikule, İstanbul 1935
Sahil yolu Bebek, İstanbul
Rumelihisarı, İstanbul 1946
Koyun pazarı, İstanbul
Kağıthane, İstanbul 1937
Hagia Sophia

Hazırlayan: Özlem DAĞ
ozlem3@gmail.com

Kontrast Sayı 43, Eylül-Ekim 2014