Mehmet Fatih YELMEN | Görsel Empati ve Fotoğrafın Olanakları (48. Sayı)

Görüntüler, izleyene gerçeği değil, gerçekliğe ilişkin şeyler hakkında düşünme olanağı sağlar. ~ Çerkes Karadağ

“Erkekler için yaşam” üst başlıklı ve “adamakıllı dergi” alt başlıklı erkek dergisi “Esquire”in 2013 Mart sayısında, fotoğrafçı Mehmet Turgut’un projesi olarak “Ve erkek kadını anladı” [1] başlığıyla kadınları daha iyi anlayıp, onların çektiği zorluğa dikkatleri çekmek ve böylelikle de kadınlara destek olmak üzere, oyuncu ve sunuculardan oluşan 9 ünlü erkekle gerçekleştirilen çekimin fotoğrafları yayımlanmıştır. Proje kapsamındaki fotoğraflarda, ünlü erkeklerin “kadınsı” hallerinin muhtemel görünümleri ele alınmıştır. Fotoğraflarda teknik açıdan kullanılan ışık ve gölge, görsel anlatım açısından dikkati odak noktasında yani konuda tutmayı başarmaktadır, ancak projede çok daha önemli amaçların peşinde olunduğu söylenmektedir.

Enis Arıkan – Fotoğraf: Mehmet Turgut

Öncelikle Esquire’ın bir erkek dergisi olması ve hayata eril bir pencereden bakıyor olması dolayısıyla, zorunlu olarak eril bir söylemi benimsemesi; akla Simone de Beauvoir’ın, yayımlandığı dönemde “Hem Katolik sağ, hem de komünist sol entelektüeller tarafından mâhkum edilen” (Waresquiel yönetiminde Laudier, 2004: 165), Kadın (İkinci Cins) adlı yapıtındaki, erkeklerin kadın sorununa bir çözüm getiremeyeceklerini, çünkü buna kalkıştıkları takdirde, davada hem yargıç, hem de taraf olacaklarından ötürü bu durumun imkânsızlığından bahsettiğini getirmektedir (Butler, 2010: 58). Bunun yanında yine dikkat çeken bir durum da projenin görsel konseptinin bir moda çekimi biçiminde yapılmış olmasıdır, yani bilindik anlamda, bir model, çeşitli markalara ait elbise ve aksesuarları, bir stilistin kombine ettiği şekilde giymekte ve fotoğrafın köşe kısımlarından uygun olan bir yere de markaların ve fiyatların belirtildiği bir mizanpajla derginin sayfalarında yerini almaktadır. Böylelikle kadınlara destek düşüncesi; eylemsel olarak, ağırlıkla kadınların bir tüketim nesnesi aracılığıyla tüketimin maksimum görsel imgesi haline getirildikleri moda fotoğrafları üzerinden izleyiciye verilmektedir. Bu da, çoktan metalaşmış olan giyim unsurlarının, davranışsal olarak da metalaştığı bir durumu, yalnızca ve yalnızca tüketimi ifade etmektedir. Bu noktada cinsiyet kimliğinin pek bir önemi kalmamaktadır çünkü “Tüm insanlar ihtiyaç ve tatmin ilkesi önünde eşittir” (Baudrillard, 2008: 53). Üstelik moda fotoğrafları bunu bir yandan tüketim nesnesi pazarlama aşamasında kendi reklamını yaparken, diğer yandan da insan bedeni üzerinden görsel tatmin sağlanarak idealize edilmiş figürler ve nihayetinde de idealize edilmiş bir yaşam sunarak gerçekleştirmektedir.

Kadınları anlamak düşüncesi, sadece mümkün olan en ileri düzeydeki çaba ile pratiğe aktarılabilir. Bunun için de eril kimliğin, kadınlık imgesinin içinde tam anlamıyla erimesi gerekmektedir.

Otoportre – Fotoğraf: Mehmet Turgut

Fotoğrafçı Mehmet Turgut projede bir otoportresi ile yer almıştır. Fotoğrafçı, bıyıklı haliyle yüzünde fondöten, gözlerinde sürme ve dudağında ruj ile karamsar ve biraz da hüzünlü bir ifadeyle poz vermiştir. Yakın plan yüz çekimde omuzlarının açıkta kaldığı görülmektedir dolayısıyla fotoğrafta herhangi bir aksesuara veya elbiseye dair iz görülmemektedir. Bu yönüyle fotoğrafta; kadınlığa dair en güçlü detaylar makyaj unsurlarına dayanmaktadır.

Projede, erkeklerin varoluşlarının getirdiği eril özellikleriyle ve bu fiziksel özelliklerini muhafaza etmek suretiyle kadın imgesini doldurmaya çalışmaları, kadın duyarlılığından daha çok hermafrodit [2] vari bir imgeyi hatırlatmaktadır. Bu mitolojik öyküye dayanan imge, cinsel açıdan bir kimlik sorunsalını üçüncü tür olarak çağrıştırmaktadır (Can, s:10). Bu mitolojik öykü, cinsel açıdan bir kimlik sorunsalını üçüncü tür üzerinden ele almaktadır. Projedeki fotoğraflarda; eril imgeler dişil unsurları kendi bedenleriyle bütünleştirmektedirler ve de bu yönüyle, kadını anlama duyarlılığından ziyade eşcinsel/travesti haklarına yönelik bir eğilimi çağrıştırmaktadır. Hedefini şaşırmış bir aykırılık, duyarlılık noktasında pragmatik yönünü yitirir.

Prof. Dr. Engin Geçtan, Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar isimli kitabında eşcinselliği Freud’un kuramına göre “Kişinin, Oedipal dönemde saplanma sonucu karşı cinsten anne ya da babaya karşı geliştirilen cinsel isteklerin çok yoğun olarak yarattığı suçluluk durumunda, cinsel istek nesnesi olarak hemcinslerini seçmesi” davranışı olarak açıklamıştır (Geçtan, 1989: 242). Bununla birlikte Geçtan, bazen eşcinsellikle karıştırılabilen “transvestizm”den de bahseder. Buna göre transvestizm, eşcinsellikten farklı işleyen bir psikodinamik mekanizma sonucu ortaya çıkan bir sapma türüdür ve karşı cinse ait giysileri giyerek cinsel doyum sağlama durumudur. Bazı eşcinsellerde de görülebilen bu eğilime ek olarak, karşı cinsten biriymiş gibi hissetmek ve davranmak da eşlik eder (Geçtan, 1989: 244).

Alican Yücesoy – Fotoğraf: Mehmet Turgut

Bu durum, yine serideki fotoğraflardan, oyuncu Alican Yücesoy’un fotoğrafında belirginleşmektedir. Fotoğrafta, kolları kıvrılmış, üstten birkaç düğmesi açık gömleği ve omzuna attığı ceketiyle, bütün postür özellikleri ve yüz ifadesiyle, elleri cebinde ayakta duran bir sakallı eril imge, bir külhanbeyi gibi poz vermektedir. Ancak gömleğin altından beliren bir detay -içi boş, işlevini yerine getiremeyen bir memelik (sütyen) [3]- tam da az önce bahsi geçen uzuv eksikliğinin bir örneği gibi fotoğrafın tam orta noktasında durmaktadır.

Sanat bağlamında bütün görsel metinler göstergebilimsel, psikanalitik vb. okuma yöntemleri açısından amacına ve içeriğin anlamına göre okunabilmektedir. Nitekim Umberto Eco, bir metinde, metnin ne söylediğini, metnin kendi bağlamsal tutarlılığına ve gönderdiği anlamlama dizgelerinin durumuna başvurarak araştırmak gerektiğini söylemiştir (Eco, s: 24).
O nedenle özellikle de görsel sanatların içerik ve amaç doğrultusunda ortaya çıkan imgeyle örtüşmesi beklenmektedir.

Hegel, sanatta anlamın ve içeriğin biçim açısından soyut olduğunu ve görünürde kendini gerçekleştirmek için somutlaşması gerektiğini söylemiştir (Fraser, 2008: 130). Yani kadınları daha iyi anlamak ve kadına yönelik şiddete dikkati çekmek düşüncesi soyut bir boyutta zihinde yer tutmaktadır. Buna göre gerçekleştirilen görsel bir çalışma, soyut düşüncenin somutlaşmış bir göstergesidir. Ancak bununla beraber, projenin amacına hizmet etmediği eleştirisi de estetik bir problematiktir.

Hegel bu bağlamda, “Sanatın içeriğinin, sunum aracının ve bunların birbirine uygunluğunun, estetiğin temel kaygıları” olduğunu söylemektedir (Fraser, 2008: 120). Görsel empati noktasında bu estetik problematik, Roland Barthes’ın yaklaşımıyla görsellik açısından “studium”u ve dolayısıyla da empati oluşturma açısından “punctum”u etkilemektedir [4], çünkü kadına şiddet veya kadınları daha iyi anlama; görsel ifade ve tanımlama üzerinden pratiklik kazanmak durumundadır, dolayısıyla projedeki fetiş nesnelerin eril biçimdeki eğreti kullanımının kadınları ve onların çektiği sıkıntıları daha iyi anlamaya imkan sağlayıp sağlamadığı belirsizleşmektedir.

Görsellik aracılığıyla empati kurabilmek veya kurdurabilmek için, ele alınan durumun “gerçeklik” ile çok güçlü bir ilişkisi olmalıdır aksi takdirde empati yerine sadece işlevsiz bir yeniden sunum elde edilir. Fotoğraf tarihinde; Lewis Hine’ın küçük yaşta, uzun saatler boyunca ve üstelik hiçbir sosyal güvencesi olmadan fabrikalarda çalıştırılan çocukların durumuna dikkati çekmek için yaptıkları çalışmalar bu bağlamda hatırlanmalıdır.

Çocuk İşçiler – Fotoğraf: Lewis Hine

Söz konusu fotoğrafların etkisiyle oluşan toplumsal bilinç ve tepki sayesinde, dönemin Amerikan hükümeti, küçük yaşta ve çok ağır şartlar altında çalıştırılan çocuklar için bir yasa çıkarmıştır. Bu sayede, bilinmekte olan ancak göz ardı -başka bir deyişle bakış ardı- edilen bir durum, fotoğrafın gücü sayesinde gün yüzüne çıkmıştır ve dahası söz konusu durumun düzeltilmesi için somut adımlar da atılmıştır. Özetle empati kurma, özellikle söz konusu kadın hakları çevresindeki her türlü bağlam olunca, pragmatik bir amaç da taşımalıdır. Sonuca ulaşmayan çaba ise bir amaç olarak değerli bile olsa, hiçbir işe yaramayan beyhude bir yanılsamadan ibaret olacaktır. Esquire Dergisi için yapılan bu çalışma; işlevsel, estetik ve elde edilen sonuç açısından Hine’ın fotoğraflarının bir hayli gerisinde kalmaktadır. Dolayısıyla fotoğraf, potansiyeli farkına varılmayan pasif bir güç olarak kalmıştır.

Dipnotlar:
[1] “Ve Erkek Kadını Anladı” söylemi; Brigitte Bardot’nun başrolünü oynadığı, 1956 yapımı Roger Vadim’in yönettiği “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filminin ismine bir göndermedir.
Projenin adı; ironik bir şekilde, Tanrı’nın kadını yaratmasıyla erkeğin kadını anlamasını, Tanrısal bir erk olarak ifade eden eril bir söylemi çağrıştırmaktadır.
[2] Hermafrodit, Yunan mitolojisinde Afrodit’in Hermes’ten olan oğludur. Ormanlarla kaplı dağlarda uzun gezintiler yapmayı seven Hermafrodit serinlemek için bir göle girer. O sırada gölün perisi Salmakis Hermafrodit’e aşık olur. Ancak ondan bir karşılık bulamaz. Bunun üzerine Hermafrodit’in bedenine sımsıkı sarılır ve Tanrılar’dan kendilerini, bir daha ayrılmamak üzere birbirlerine tek vücut olarak bağlamalarını ister. Bu olaydan sonra ikisi de hem kadın hem erkek olarak aynı vücutta kalırlar.
[3] Bertan Onaran, Simone de Beauvoir’ın “Kadın-Evlilik Çağı” isimli kitabının çevirisinde 204. sayfada sütyeni memelik (sutyen) şeklinde yazmıştır.
[4] Roland Barthes “Camera Lucida” isimli kitabında, bir fotoğrafın tasviri noktasında izleyiciye bilgi veren nesnel her detayı “studium” olarak, o fotoğrafla öznel bir bağ ve yorum sonucu izleyiciyi etkileyen her türlü düşünceyi de “punctum” olarak adlandırmaktadır. Bu yönüyle, studium ve punctum bir fotoğrafı anlamlandırmada önemli iki kavramdır.

Kaynaklar:
1- Baudrillard, Jean; Tüketim Toplumu, Çev: Hazal Deliceçaylı-Ferda Keskin, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, Üçüncü Basım, 2008, s.53
2- Butler, Judith; Cinsiyet Belası, Çev: Başak Ertür, Metis Yayınları, İstanbul, İkinci Basım, 2010, s.58
3- Can, Şefik; Klasik Yunan Mitolojisi, İnkılap Yayınları, İstanbul, İstanbul, Yedinci Baskı, s.10
4- Eco, Umberto; Alımlama Göstergebilimi, Çev: Sema Rifat, Düzlem Yayınları, s.24
5- Fraser, Ian; Hegel ve Marks, Çev: Beyza Sumer Aydaş, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2008, s.19
6- Geçtan, Prof.Dr.Engin; Çağdaş Yaşam ve Normaldışı Davranışlar, Remzi Kitabevi, İstanbul, Yedinci Baskı, 1989, s.242

Kontrast Sayı 48, Temmuz-Ağustos-Eylül 2015

Ar.Gör. Mehmet Fatih YELMEN
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü Fotoğrafçılık ve Grafik Anabilim Dalı
mehmetfatihyelmen@gmail.com