İlk Hazır Nesne Bir Kadının Elindendi

19. yüzyıl Avrupa’sı, sanayileşmenin ve değişimin merkeziydi. Bu hızlı değişim  yaşamı ve dolayısıyla sanatı da derinden etkilemekteydi. Sanatçılar, artık yalnızca güzelliği ve estetiği değil, yaşamın kendisini ele alıyorlardı. Tam da bu dönemde bu arayışın en radikal figürlerinden biri olan Elsa von Freytag-Loringhoven ortaya çıktı. O, yalnızca sanat yapan değil, sanatı yaşayan bir kadındı.

Elsa, 1874 yılında Almanya’nın Swinemünde kentinde doğdu. Genç yaşta modellik ve oyunculuk yapmaya başladı. 1901’de yazar Felix Paul Greve ile tanıştı ve evlendi. Çift 1910’da ABD’ye taşındı, ancak kısa süre sonra eşinin onu terk etmesiyle Elsa tamamen yalnız kaldı. Bu olay, onda bağımsız bir kadın sanatçı olarak var olma fikrini doğurdu. 1913’te New York’a yerleşti ve burada dönemin avangard sanatçıları olan Marcel Duchamp, Man Ray, Alfred Stieglitz, Ezra Pound, William Carlos Williams, Djuna Barnes gibi isimlerle arkadaşlık etti. Ayrıca bütün bu isimlerle beraber o dönem sanatçıların, yazarların ve entelektüellerin sık sık toplandığı Walter Arensberg’in salonda bulundu.

Elsa’nın yaşamı sanatla iç içeydi. Vücudunu, giyimini, sokaktaki davranışlarını bir performans biçimi olarak kullandı ve bu da onun günümüz performans sanatının öncülerinden biri yaptı. Dada hareketinde de yer aldı ve performansları kadar şiirleriyle de kendinden söz ettirdi. Dönemin en tartışmalı radikal kadın sanatçılarından biri olarak kabul edildi.

Elsa 1913’te New York’ta yaşadığı dönemde sanat tarihinde en erken hazır nesne kullanımının örneği olan “Enduring Ornament” (Kalıcı Süs) adlı eserini ortaya çıkardı. New York City’deki Belediye Binası’na Baron Leo von Freytag-Loringhoven ile evlenmek için giderken bulduğu yalnızca 9cm çapında, paslı bir demir halkaydı sadece. Alyans işlevi göremeyecek kadar büyük olmasının yanında Elsa, bu basit formun içinde evliliğin, kadınlığın sembolünü görmüştü. Tarihçi Irene Gammel’in belirttiği gibi, eserin adı “evliliğiyle sembolik bir bağ taşır, her ne kadar sanat eseri evliliğin kendisinden çok daha kalıcı olsa da.”

Bir sanat eserinin mutlaka sanatçının elleriyle şekillendirilmesi gerekmediği, yalnızca sanatçının niyetiyle “bulunmuş bir nesnenin” sanat eseri sayılabileceği fikri, dönemi için sarsıcı ölçüde yenilikçiydi. Bu düşünce, sanatın özünü nesnede değil, seçimde ve kavramsal bakışta arıyordu ve artık seçmek, göstermek ve anlam yüklemek de yaratımın bir biçimi oluyordu. Böylece, Elsa’nın sezgisel biçimde ortaya koyduğu bu radikal anlayış, modern sanatın yönünü kökten değiştiren bir kavramsal çerçeveye dönüştü.

Ancak tarihte sıkça olduğu gibi, bu devrim niteliğindeki fikrin öncüsü olan Elsa von Freytag-Loringhoven, kendi çağında hak ettiği tanınmayı göremedi. Ondan yalnızca bir yıl sonra, yakın dostu Marcel Duchamp, benzer bir yaklaşımı “hazır nesne” adını vererek tanımladı ve “Şişe Askısı” adlı buluntu nesnesini sanat eseri olarak sergiledi. Yani sanat tarihinin ilk hazır nesnesi olarak kayıtlara geçmesi gereken şey, aslında bir kadın sanatçının sokakta bulduğu, bedensel ve duygusal anlamlar yüklediği bir metal parçasıydı.

Ancak Elsa’nın “hazır nesneleri”, Duchamp’ınkilerden çok farklı bir kader izledi. Sanat tarihçisi Amelia Jones’un belirttiği gibi, “Barones’in nesneleri ya kendiliğinden yok olmuş ya da yavaş yavaş dünyaya yayılmıştır.” Elsa’nın eserleri, sanat piyasasının dolaşımında değil, yaşamın akışında var oldular. Satılmadılar, sergilenmediler; bazen arkadaşlarına hediye edildi, bazen kayboldu, bazen unutuldu. “Kalıcı Süs” de 1920’lerde Berlin’de yaşarken ressam Pavel Tchelitchew ve müzisyen Allen Tanner’a hediye ettiği dört nesneden biri olarak ortadan kayboldu — ta ki seksen yıl sonra yeniden keşfedilene dek.

Elsa’nın öyküsü biz sanat severleri yeni sorular düşünmeye itmektedir. Bir nesne ne zaman sanat eserine dönüşür — nesneyi dönüştüren sanatçının düşüncesi midir? Sanatın maddi varlığı olmadan, yalnızca düşünce ve seçim üzerinden var olması mümkün müdür? Peki düşünce ile sanat meydana geliyorsa eser onu ilk düşünen sanatçıya mı aittir yoksa daha ünlü olan sanatçıya mı?

Bizi paylaşın..