Faruk AKBAŞ | Neden iyi bir klişe (53. Sayı)

@turkish_photography_

Instagramda Nisan 2016’da kendi hesabımı açtıktan bir süre sonra; kullanıcı profilleri, paylaşılan fotoğraflar, beğeni durumları vs. konularda küçük bir araştırma yaptım. Araştırmam sonucunda sadece fotoğraf paylaşılan sitelerde fotoğraf üreten birçok ismin olmadığını, sosyal medyayı kullanmadıklarını gördüm. Bunun üzerine kafamda bir düşünce belirdi. Türk fotoğrafına emek vermiş olup hayatta olan/olmayan fotoğrafçılar ile birlikte yeni başlamasına rağmen iyi çalışmaları olan gençlerin de olduğu bir sayfa açmak. Takipçi sayısı oldukça iyi olan bir sayfadan, kendileri için fotoğraf seçme teklifi gelmesiyle, kendi projem üzerine yoğunlaşıp sayfanın detaylarını şekillendirdim. 19 Eylül 2016 tarihinde Ozan Sağdıç’ın fotoğraflarıyla ilk paylaşıma başladım. Türk fotoğrafında kimlerin olduğunu, neler ürettiklerini merak edenler için, Türk fotoğrafının bir tür indeksi olma yolunda giden sayfamda, 31 Mart 2018 tarihi itibariyle 378 fotoğrafçının 1458 fotoğrafını paylaşıyorum ve gittikçe artması için çalışıyorum.
Zeynep Özcan

Neden iyi bir klişe?

Faruk Akbaş

Bu bölümde yer alan fotoğraflar Turkish Photography instagram sayfasından seçilmiştir.

Sanat, estetikle olduğu kadar özgünlüğüyle kendini var eder. Yoğunluklu olarak sosyal medyada gördüğümüz fotoğrafları, sanatsal birer yapıt olarak değil eğlenceli işler olarak görüp değerlendirmemiz gerek. Beğenilme arzusuyla birlikte akan zamanını hızına yetişmenin en kestirme yolu doğal olarak klişe işler. Bu durum aynı zamanda kişiyi sorgulama, tanıklık etme, belgeleme gibi yükümlülükten de kurtarmış (!) oluyor. Sosyal medyanın sınırsız dünyasında sanatı ve doğal olarak özgünlüğü bir kenara bırakırsak, güzel ve keyifli örnekler gördüğümüzü söyleyebiliriz.

Osman Önder – Baloncu

Kalabalık bir insan istifi söz konusu fotoğrafta. Dumanlı arka plan, balonların renkleriyle ön çıkmasını sağlamış. Keyifli kompozisyon, akıp giden hayatın canlı bir fotoğrafını çıkarmış.

Cenk Gençdiş – Etiyopya

Bir belge fotoğrafı. Hemen hemen her Etiyopya’ya gidenin çekeceği bir fotoğraf. Ama zorlukları var çünkü bu bir ‘an’ fotoğrafı sonuçta. Omo Vadisi’nden yöre kültürüne ait önemli bir belge. Çocuğun hayvanın üzerinden düşmeden geçmesi ergenliğe geçişini simgeliyor. İlginç bir ritüel.

İsmet Danyeli – Sera Emekçisi

Seralar içerisinde sepet taşıyan kadın. Bu tür kompozisyonları yol kenarlarında sürekli karşımıza çıkar. Ne kadar tekrarlansa da fotoğrafın bir tadı var. Renkler, doku, figürün doğru noktada olması, ters ışıkla gelen siluet keyifli bir görsel oluşturmuş.

Alahattin Kanlıoğlu – İsimsiz

Örnekte olduğu gibi, fotoğrafçıların yansımalı su yüzeyi üzerinde oluşan izdüşümleri kendilerine sıklıkla konu edindiklerini görüyoruz. Önde bir çift bacak, onun arasından başka bir insan, sağda solda diğer insanların figürleri, siluetler, dengeli bir kompozisyon oluşturmuş. Yukarıda bulutlar dramatik bir atmosfer yaratmış ve tüm bu sahne aynı şekilde suyun içinde. Güzel, canlı, dramatik ve aynı zamanda bir hareket fotoğrafı.

Uğurhan Betin – Morocco

Çöldeki deve gölgelerinden bir örnek. Aynısı bende de var ve “Fotoğraf Cepte” kitabımın kapağını oluşturuyor. Sabahın erken saatlerinde develerle çölün içinde yürüyüşe çıkıyorsunuz. Bütün develerin gölgesi kuma düşüyor. Oturduğunuz yerden çat çat zahmetsiz çekiyorsunuz. Oldukça kolay ve keyifli. Develerin uzun gölgeleri derinlik duygusu yaşatıyor. Arka plandaki kum oluklarının kıvrımları izleyeni çölün içine doğru sürüklüyor.

Musa Talaşlı – Hoşap Kalesi

Fotoğrafçı doğayı, yaşam ögesi ile bütünleştirmiş. Yaşamdan izler görselin gücünü arttırıyor. Çevredeki peri bacaları ya da doğal oluşumlar, ön plana çıkmadan hikâyenin geçtiği yer hakkında bilgi veriyor.

Musa Talaşlı – Sürü

Bu da son dönemlerde sıklıkla gördüğümüz bir klişe fotoğraf. Ama güzel. Koyun sürüsüne akşam ya da sabah saatinde ışığın yatay gelmesiyle bir toz duman etkisi ortaya çıkıyor. Canlı bir fotoğraf. Eşeğin üzerindeki çoban da tam yerinde, sürüye hakim. Konumu, duruşu, gidişiyle başarılı. Toz, duman efekti fotoğrafı sarartmış, sıcak bir atmosfer yaratmış.

Murat Bakmaz – İsimsiz

İstanbullu fotoğrafçıların kar yağınca bir araya geldikleri buluşma noktasındayız. Tramvay ve İstanbul. Artık İstanbul’un simgesel fotoğrafları o kadar azaldı ki… Ne çekilse tarih olacak gibi. İstanbul’u yönetenlerin gözüne sokmak lazım. Örnek fotoğrafımız klişe ama güzel. Teknik olarak soldaki iki kişi sağdaki tramvayı dengeliyor. Tramvayın hareketi bizi içeri doğru sürüklüyor. Gerideki açık tonlar derinliği güçlendiriyor. Kar tanelerini havada yakalamak zor. Burada başarılmış. Kışın soğuğu da hissediliyor. Günlük yaşamdan güzel bir an!

Özcan Şimşek – İsimsiz

Daha önceki sera fotoğrafının aynısı. Siyah beyaz ve diğerinden daha yoğun bir doku içeriyor. Ton dağılımı zengin. Akdeniz ve Ege Bölgesi’ndeki çoğu yerleşim yerleri plastik şehirlere dönüşüyor. Tarımın seraya dönüşmesi sağlıksız bir gelişme olabilir. Klişe de olsa sorgulayan ve farkındalık yaratan bir iş.

Haluk Sargın – Boğaziçi’ndeki Keyif

İstanbul’da denize atlayan çocuklar koca şehrin kendilerine bıraktığı son yerlerde eğleniyorlar. Gideceği, dinleneceği, eğleneceği yer kalmadı insanların; şehir şehir olmaktan çıktı. Tüm bu kaosun içinde çocuklar kendilerine özgür bir alan yaratıp çocukluğunu yaşıyorlar. Fotoğrafta aksiyon havada yakalanmış. Arkada İstanbul siluetini görüyoruz. Siyah beyaz bu şehre yakışıyor.

Bülent Pirinççi – Selam

Konya Mevlana’dan bir klişe. Bize ait önemli bir kültür. Mevleviler sırayla önünüzden geçiyor; sonra dönüş başlıyor. Ana ışık kaynağı öndeki figürde. Arkadakilerin ağırlığı kırmızı ışıkla azaltılmış. Öndeki figürün arkaya gidişini kırmızı ışık devam ettiriyor. Gölgeler yerinde. Giysinin kıvrımları, arkaya doğru giden ritimler birbirini tamamlıyor ve başarılı bir klişe yapıyor.

Kontrast Sayı 53, Yaz 2018