Cem DEVECİOĞLU | Geçmiş Zaman Olur Ki… (16. Sayı)

HER ŞEYDE BİR ÇATLAK VAR IŞIĞIN SIZDIĞI” [1]

Cesaret varlığımızda esastır.” [2]

Yaratıcılık, organik bir doğuma benzetilebilir. Yepyeni ve özgün bir parçanın, ait olduğu bütünden koparak ayrılmasıdır. Bu parça, bütününün hem bir devamıdır hem de ondan çok ayrıdır. Doğum gerçekleşmiştir. Yaratıcının beynine tohum hâlinde düşüşle yaşamaya başlamış, “hamilelik” süreciyle olgunlaşmış ve sonunda dünyaya düşüşüyle yaşama kazandırılmıştır.

“Yaratıcı cesaret… Yeni biçimlerin, yeni sembollerin, yeni modellerin bulunmasıdır. Her uğraş bunu gerektirebilir ve gerektirir… Buna duyulan gereksinim, uğraşın geçirmekte olduğu değişimin derecesiyle doğru orantılıdır.” [3] Yaratıcılık edimi, yaratımın yaşandığı zaman zarfında, şu veya bu ölçüde “cesaretle özgürleşme”yi gerektirir; özgün ürünü yaratırken “havalanmak ve uçabilmek” için… Maddi/manevî bağlanmalardan olabildiğince kurtulmak gereklidir; özgün yaratı ortaya ancak böylelikle çıkar.

“Yaratıcılık, içerden, usla açıklanamaz; derinliklerden çıkıp gelir, dünyanın zorunluluklarından değil… Bahis duygulanımlardır, bu usdışı, bilinçdışı durum bir manyetik alan etkisidir.” [4] Yaratıcılık, varolan dünyanın dışına çıkarak kendi dünyanı da ihlâl etmek, bir dünyadan yepyeni bir dünya yaratmaktır. Ve yaratıcı cesaret, konu sanat (veya bilim vs…) olduğunda, öncesindeki ciddi ve yoğun birikimlere gereksinim duyar. Yaratıcı cesaret, o âna kadarki çabaların damıtılmasıdır. Ve bu aşamaya ulaşılabilmesi, ruhsal ve birikimsel yapıyı cesaretle çalıştırmaya bağlıdır. “Cesaret tüm psikolojik erdemleri olanaklı kılar… Cesaret olmaksızın, yaratımlarımız, çürüyen erdem müsveddeleri olarak kalır.” [5] Oturmuş koskoca taşları kımıldatmak, yerinden söküp atmak lâzımdır ve bu hiç de kolay olmayan bir iştir. Geçmişten, geçmişi kullanarak, en olası dozda usturupluca kurtulmak, geleceğe akmak ve şimdiye yeni baştan yeni bir yolda bağlanmaktır yaratıcı cesaretine sahip olmak!

Bir insanın önünde hazır bulduğu mevcut/hazır veriler setinden -bir “işini görmüş bitirmiş dünya” diyebiliriz buna- yeni inşa edilen “şey”in, “yepyeni bir şey/dünya” olması, insanoğlu için hep tarifsiz birheyecan ve akabinde insana özgü bir doyum-rahatlama-mutluluk olmuştur. İşte böyle özgün bir yaratı çıkarma ve buna “alıcı olan/yaşayan/içine katan” insanların uhrevî denebilecek bir yaşantısıdır yaratıcılık. Ahenksizliğin ortasında biçim, çirkinliğin ortasında güzellik… Günümüzde artık yaratıcılıkla ilgili yaşantılar Nemrut Dağı’nın tepesinde değil “yer”dedir; konu demokratikleşmiştir. [6]

Ve son bir öğüt: Yaratıcılığın baş düşmanı, dünyaya ve kendine yabancılaşmadır; “şey”lerin veya kendimizin takıntılarının kulu olmaktır. İlk “A” harfini bulan insan dünya(sını)yı hem çok büyüttü hem çok küçülttü! Ne doyumdur onunki ama biz hâlâ yumuşak baskısı altındayız dillerin. İnsanız, hep gireriz baskısı altına kendimizin ve dünyanın. [7]

Fotoğraf, oldukça verimli bir sanattır; maddi özü itibarıyla, üretiliş tarzının çok hareketli olanaklarıyla, yaratıcılık açısından düşünüldüğünde son derece elverişli bir daldır. Biz yapıcıları, bu konuyu olanca detaylarıyla gayet iyi biliriz. Son söz en büyüklerden bir ustaya ait: “Fotoğraf çekmek, aynı anda beynin, gözün ve kalbin bir olayı hedeflemesidir.” [8] Tarihin gencecik sanatı fotoğrafta ışıklarımız hep bol olsun; daha yapacak/yaratacak çok güzel işler bizi bekliyor! Hızlıca koşmakta olduğumuz yoldan Kertesz, Lange, Ray ve daha niceleri geçti; şimdi bayrak bizde. Sanatımızın yüzü aydınlık olsun…

Dip Notlar:
[1]. COHEN, Leonard, Londra 2008 Konseri, Film, 2009
[2]. MAY, Rollo, Yaratıcı Cesaret, Metis Yayınları, 2005
[3]. ibid.
[4]. ibid.
[5]. ibid.
[6]. TUNALI, İsmail, Estetik, RemziYayınevi, 1998
[7]. FISCHER, Ernst, Sanatın Gerekliliği, Payel Yayınevi, 2005
[8]. CARTIER-BRESSON, Henri, Karar Anı, YGS Yayınları, 2006

Kontrast Sayı 16, Mart 2010

Cem DEVECİOĞLU