1990’lı yıllar, farklı sanat yaklaşımlarının etkili olduğu bir dönemdi. Nesneyi dönüştürme ve yeniden anlamlandırma çabası, nesnenin tamamen ortadan kaldırdığı ya da onun parçalanarak yeniden anlamlandırıldığı çalışmalara dönüştü. Bu süreçte, nesneyi parçalayarak yeni anlam alanları kuran işleriyle öne çıkan isimlerden biri İngiliz sanatçı Cornelia Parker oldu.
Parker’ın 1991 tarihli Cold Dark Matter: An Exploded View adlı çalışması, sıradan bir bahçe kulübesini İngiliz ordusunun yardımıyla patlatmasıyla başladı. Asıl amacı bu patlama anı üzerine odaklanmak değildi. Parker, patlamanın ardından ortaya çıkan parçaları topladı. Sonrasında bu parçaları bir galeride havada asılı şekilde yeniden düzenledi. Patlama anına odaklanmadı ama ışık kullanımı ve yeniden yerleştirmelerle patlama anının donmuş bir görselini oluşturdu ve patlamanın yeniden temsiline odaklandı.
Ortada duran tek ışık kaynağı ve patlamış parçaların oluşturduğu gölgelerin dramatik dokusu zaman, şiddet ve varlık üzerine izleyiciyi düşünmeye teşvik etti. Kulübe artık bir bütün değildi ancak yokoluşu da farklı bir varoluş biçimiydi. Ayrıca patlamanın kontrol edilemez yıkıcı gücü, Parker tarafından bir estetik düzene ve kaosun kontrolüne dönüştü. Ayrıca Cold Dark Matter: An Exploded View, izleyiciyi yalnızca bir nesneye bakmaya değil, bir olayın zamansal anını düşünmeye de davet eder. Çünkü burada gördüğümüz şey, geçmişte gerçekleşmiş bir patlamanın, bugüne taşınmış bir temsiliydi.
Bütün bu yönleriyle bakıldığında eser, sanatın neyi temsil ettiğini yeniden sorgulatır. Biz burada bir kulübeyi mi görüyoruz, yoksa onun parçalanmış hali üzerinden kurulan yeni bir anlam mı? Bu yıkım anı, gerçekleştiği anda mı sanata dahildir, yoksa sonradan yeniden kurulduğunda mı? Ve belki de en önemlisi şu soruyu sorgulatır bize; sanat, bir anı dondurmak mıdır, yoksa o anı yeniden kurmak mı?


