Bir Ölü Tavşana Resimleri Nasıl Anlatırsınız

1950’li ve 1960’lı yıllar, savaşın gölgesinde büyümüş bir kuşağın sanatı yeniden tanıdığı ve tanımladığı bir dönemdi. Joseph Beuys da gençliğini bu dönemde geçirdi, II. Dünya Savaşı sırasında hava kuvvetlerinde görev yaptı, savaşın yıkımını ve insanın yıkıcı potansiyelini yakından deneyimledi. Savaş sonrası Düsseldorf Sanat Akademisi’nde eğitim aldı. Bu dönemde bir taraftan savaş sırasındaki geçirdiği uçak kazası, ölümle yüz yüze gelişi ve Tatar köylüler tarafından keçeyle sarılarak hayatta kaldığı anlatısı ile iyileşme sürecini mitleştirerek ruhunu yeniden onarıp şifa ararken diğer taraftan sanatın da yalnızca nesnelerle değil, düşünceyle ve şifayla da var olabileceğini, topluma şifa veren, dönüştüren ve onu onaran sanat fikrini ortaya koydu.

Beuys 1961’de Düsseldorf Sanat Akademisi’nde profesör oldu. Verdiği dersler ve çalışanlarında sanat ve toplum ilişkisine odaklandı. Sanatın yalnızca gözle görüle olmadığı, sezgi ve içsel algının da en az fiziksel nesneler kadar gerçek bir ifade alanı olduğuna inandı. Bu inancını da şifacı sanatçı fikri ile pekiştirdi. Onun için sanatçı, toplumun yaralarını sezgisel yollarla görünür kılan bir şifacıydı. Yine aynı dönemlerde Fluxus hareketiyle temas kurarak performanslar üzerine de çalışamaya başladı. Performans sanatını “eylem” olarak tanımladı.

Sanat ve toplum ilişkileri üzerinde düşünceleri ve performansın, yani eylemin harmanlanması ile çalışmaları yeni bir boyut kazandı. Beuys, 1965’te Düsseldorf’taki Galerie Schmela’da sahneye çıktığında ise bu yeni yaklaşımı ile şaşırtıcı bir eyleme imza attı: “Bir Ölü Tavşana Resimleri Nasıl Anlatırsınız”. Daha öncesinde Fluxus etkinliklerinde yer alsa da bu kişisel performans Beuys’un çarpıcı eylemlerinin başlangıcıydı.

Galerie Schmela’da duvarlar resimler ile kaplıydı ancak kapıları katiliydi. İzleyiciler olanları sadece vitrin camından seyrediyorlardı. Beuys yüzünü balla kaplamış ve balın üzerini de altın yaprakla kapatmıştı. Kollarında ise ölü bir tavşan taşıyordu. Etrafta dolaşıp resimleri tavşana açıklıyormuş gibi hareketler yapıyor tavşanın kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Üç saat süren eylem sonrasında kapılar açıldı ve Beuys izleyiciler arasında iskemleye oturarak bekledi.

Beuys için bal, arı kovanının kolektif zekasını, altın yaprak ise ruhani bilgeliği simgelemekteydi. Ölü tavşan ise toprağın, ölümün ve yeniden doğuşun kadim bir sembolüydü. Sanatın gizemini açıklamanın imkansızlığını ortaya koyan Beuys bu eylem ile sanatın mantık yoluyla değil sezgi yoluyla kavranabileceğini, hatta bazen ölü bir tavşanın sanatı sezmeye izleyiciden daha yakın olduğunu ima ediyordu. Beuys’a göre sanat, nesneleri göstermekten çok, düşünceyle ilgiliydi. İzleyicilerin salona alınmaması, sanatın yalnızca bakılan bir nesne değil, düşünsel bir alan olduğunu vurgulamak içindi.

“Bir Ölü Tavşana Resimleri Nasıl Anlatırsınız” performansı ile hissetmek, deneyimlenmek ve düşünmek de sanatın içine dahil edildi. Tıpkı Rauschenberg’in “Silinmiş de Kooning Çizimi”nde olduğu gibi, Beuys’un eyleminde de görünmez olan, yani düşünce, sanatın gerçek öznesiydi. Böylece sanatçı ile izleyici arasında, görsel bir nesnenin oluşturduğu bağlarının ötesinde sezgisel bağlar kuruldu.

Performans sergilendiğinde tepkiler büyük ölçüde bölündü. Bazıları bunu sanata hakaret ya da sanatı alaya almak olarak değerlendirdi. Bazıları ise bunun sanatta yepyeni bir başlangıc olabileceğini düşündü. Özellikle Almanya’da Beuys’un bu radikal eylemi uzun süre tartışıldı. Kimi eleştirmenler bunu sanatın ruhunu geri çağıran bir ritüel olarak yorumlarken, kimileri de modern toplumun duyarsızlığına yönelik güçlü bir eleştiri olarak değerlendirdi.

Bugün Beuys’un bu performans veya kendi değimiyle eylemi hâlâ şu soruları bizlere sorduruyor: Sanat gerçekten nedir? Bir sanat eserinin varlığı yalnızca gözle görülebilen bir nesneye mi bağlıdır? Yoksa sanat, kişinin iç dünyasında şekillenen görünmez bir deneyim midir? Bir sanat eserinin anlamını kim belirler, sanatçı mı, izleyici mi? Ve belki de en önemlisi: Sanatın dili gerçekten anlaşılabilir mi?

Bizi paylaşın..