Ali İhsan GÖKÇEN | Bir Kentin Fotoğraflanmasının Sistematik Adımları (36. Sayı)

KENT: Yaşayan Bir Organizma…

Kent, tamamen kültürel bir değerdir ve insanlar için vardır. Kentteki tüm yapılar ve onlara ilgili her şey insan eliyle üretilmiştir ve kullanılmaktadır. Yani kent, yaşamsal sürekliğini insanla sağlamaktadır. Dolayısıyla kenti anlamak ve fotoğraflamak o kenti yaşayan bir organizma gibi anlamak, kültürü bilmek ve insanla birlikte yorumlamakla sağlanır.

Her yaşayan organizma gibi kentin de bakıma ihtiyacı vardır, beslenir, hastalanır, kirlenir, temizlenir, neşelenir, üzülür, soğur, ısınır, akıllanır, güçlenir, farklı kültürlerin istilasına uğrar, büyür, küçülür hatta ölür. Bunların bir kısmı doğal, büyük bir kısmı da insan faaliyetleri ile olur. Her kent farklıdır ve özgün bir kimliği vardır. Kimliği kültür; kültürü ise insanlar üretir. Gerek yaşamsal düzeni ve gerekse yapısal olarak sürekli bir devinim ve değişim içindedir. Değişimin algılanması ve takip edilmesi, kentin doğru anlaşılmasını sağlarken, algılanmaması, bizi kentin gerçeğinden çok uzaklara taşır.

Kente ait kültürünüz yoksa kenti anlayamamaktan dolayı fotoğraflarınızın niceliği eksik ve yüzeysel olacaktır. Fotoğrafik beceriden dolayı sınırlı sayıda nitelikli fotoğraf üretmek yeterli olmayacaktır. Bir kenti anlamak ve fotoğraflamak ise zamana bağlıdır. Kentte mevsimsel hayat, dönemsel etkinlikler, özel etkinlikler ve olaylar zamansal olarak yaşanmadığı sürece kent eksik yaşanmıştır.

Bir diğer gerçek ise, kente yaşayan insanların, kentlerini var eden büyük etkinlikleri yaşamıyor ya da mekanlarında bulunmuyor olmasıdır. İstanbul’da uzun yıllar yaşayıp Topkapı Sarayına gitmemiş, konserlere katılmamış, Emirgan Lale Festivali’ni görmemiş, boğaz vapuru ile gezmemiş sayısız kişi bulunmaktadır. Bir kentin ana aktivitelerini yaşamıyor, ana değerlerini bilmiyorsanız ve özel mekanlarını görmediyseniz kenti kimliksiz olarak yaşıyorsunuz demektir. Tüm bunları yaşamak ve fotoğraflamak ise kültür edinmek ve zaman işidir.

Kent, evrensel kimliği ile var olmasına rağmen her birey, kenti kendi koşullarına ve algılarına göre yaşar. Dolayısıyla her fotoğrafçının kenti algılayışı ve yorumu farklı olacaktır. Yani kentin algılanışında tek bir doğrudan söz edilemez. Kent, alt başlıklarında sayısız yaklaşımlarla yorumlanabilir ve bu alt grup çalışmalarında kentin izlerinin olması yeterlidir. Eğer kent ile ilgili genel bir yorumu içeren bir fotoğrafik proje de yapılıyorsa kentin ana kimliği üzerine fotoğraflar aranır.

Kaos ve Düzen

Kentler, tamamen planlı bir yerleşim olmasına rağmen aynı zamanda büyük birer kaos ortamıdır. Trafik, sokaktaki kalabalık, pazarlar, festivaller, gece mekanları, meydanlar vb. planlanmış
mekanlar içinde olmalarına rağmen yaşam kaos içinde sürer. Şehir yaşayanları bunları kaos olarak algılar. Dolayısıyla bir fotoğrafçı için de kent, kaotiktir. Kaosun içinden seçecek ve düzenleyecek olan fotoğrafçıdır. Fotoğrafcı kafasındaki imgeye uygun olarak, kaos içinden özgün, estetik bir seçici yaklaşım uygulayabilmek için aşağıdaki unsurlara dikkat etmelidir:

Kentin Tasarımından Faydalanmak; genel anlamda fotoğrafik kaosun ana kaynağı, insan ve kent yaşamı sırasındaki faaliyetleridir.

Kentler tasarlanmış yaşam alanlarıdır. Şehir plancıları, mimarlar, peyzaj mimarlar ve yerel yönetimlerin ana işi, kentin daha yaşanır olmasıdır. Yollar, köprüler, mimari yapıların içi ve dışı, metrolar, parklar, meydanlar, çeşmeler gibi şehre ait önemli değerler, zaten özel tasarım ürünleridir. Bu anlamda kentin kendisi estetik olarak tasarlanmıştır veya tasarlanmaya çalışıldığı için bir çok estetik değer içermektedir. Fotoğrafçı kesinlikle mimari yapı ve ortamdaki tasarımı hissetmeli, kullanmaya çalışmalıdır. Gerçi günümüz kentleri ve Türkiye kentlerinde “kaos mimarisi”nin hakim olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye’de kaos mimarisinin başında İstanbul’un geldiği de bir gerçektir.

Sadelik; fotoğrafın en temel değerlerinden biridir ve kaosun içinden fotoğrafik konunun seçilip anlam bütünlüğünü koruyarak en sade şekliyle sunulması anlaşılmalıdır.

Sadelik, anlam, teknik, ışık, atmosferik koşullarla da sağlanabilir. Anlam olarak öncelikle birbiri ile yarışan, birbirini desteklemeyen, farklı anlamlar taşıyan konuların, anlatımı zayıflatan formların, renklerin, ışıkların ayıklanması anlaşılır. Bu tanım; sadeliğin, fotoğrafın konusunun bir anlam ve nesne olması şeklinde algılanmamalıdır. Çok farklı nesnenin, olayın, rengin, ışığın bir amaç doğrultusunda, doğru olarak anlam bütünlüğü içinde anlatılması sadeliktir.

Teknik olarak ise alan derinliğin kontrolü, farklı odak değerli objektifler kullanımı, konu ile uzaklığın değişmesi, ışığın kullanımı gibi unsurlarla sadelik sağlanabilir. Ayrıca sis, kar gibi atmosferik koşullar, istenmeyen nesnelerin örtülmesini sağladığından mükemmel sadeleştirici ögelerdir. Mevsim değişiklikleri ile ortaya çıkan yeni koşullar da önemli sadeleştirmeler sunabilir.

Aynı şekilde ışık da iyi bir sadeleştirme sağlayabilir. Ters ışık, fazla ya da az pozlama, uzun pozlama, az ışıklı saatlerin seçimi ve doğru kullanımı ile de fotoğrafta sadeleşme sağlanabilir. Derinliğin Hissettirilmesi; şehir plancılarının ve mimari tasarımın önemli bir kavramı olan derinlik, fotoğrafta da üçüncü boyut etkisi verdiğinden çok önemlidir. Kentin yol, metro, köprü, park gibi temel ögelerinde çok kuvvetli derinlik hissedilmektedir.

Derinliğin eldesi, insanla birlikte ele alınan kent fotoğraflarında, kaosu düzenlemekte çoğu zaman iyi sonuçlar vermektedir. Derinlik, farklı yöntemlerle elde edilirken kent fotoğrafında en yaygın olarak nokta perspektifi kullanılır.

Nokta perspektifi; aynı boyuttaki nesneleri biri diğerine göre daha uzaktaymış gibi göstermek isteniyorsa bu nesnelerden birinin diğerine göre daha küçük gösterilmesi şeklinde açıklanabilir. Bir başka ifadeyle, nokta perspektifi ile asıl olarak gösterilmek istenen, nesnelerin arasında büyüklük oranlarıyla, uzaklık etkisi yaratmak ve derinliğin hissettirilmesidir.

Bu tür gösterimde genelde bir kaçış noktası oluşturulmaya çalışılır. Bu kaçış noktasına bağlanan yatay veya düşeydeki çizgiler veya gittikçe küçülen lekeler uzaklık etkisi yaratarak derinlik hissi oluşturur. Sonsuzca birleşen bir kaçış noktası ile perspektif yaratılırken, çizgilerin başlangıçlarının köşegenlerden veya yakın noktalarından başlaması bu etkiyi çok kuvvetlendirir.

Yüksekler; kaosu düzenlemenin en pratik yöntemlerinden biridir. Bir kentin kuleleri, mimari yapıların üst katları, kaleler, yüksek yapıların seyir yerleri kenti hem çok iyi seyredebileceğiniz hem de koasu daha rahat düzenleyeceğiniz yerlerdir. Daha çok dar açı kullanarak kaos içinden düzenli parçalar seçilebilir. Panoromik fotoğraf çekmek için de en uygun yerler yüksek alanlardır.

Bir Kenti Fotoğraflamak

Her kentin kimlikleri ülkeler arasında büyük farklılıklar gösterdiği gibi aynı ülke içinde de büyük farklılıklar da bulunabilir.

Kenti amacına uygun fotoğraflayan kişi bu farklılıkları algılayan ve yorumlayan kişidir.

Örneğin, Türkiye’de İstanbul ile Urfa’da çok farklı konularda fotoğraflar çekilebilir. Hatta İstanbul’un farklı semtlerinde farklı fotoğraflar üretilebilir. Bir kenti fotoğraflayabilmek için, öncelikle kenti mekansal, sosyal, demografik, ekonomik, doğal, kültürel (tarihi ve arkeolojik) değerlerini bilmek ve amaç doğrultusunda plan yapıp uygulamak gerekir. Kent manzarası, mimari, iç mekanlar, sokak, mavi saatler, gece çekimi, yaşam, portre gibi temel fotoğrafik konularının bilinmesinin yanı sıra o kente ait kültürün bilinip pratikte uygulanabilir iyi bir planla çekilmesi gerekir.

Kentin Fotoğraf Çekim Planı Hazırlıkları v e Bazı Hatırlatmalar

• Kent kültürel bir değerdir fotoğrafını çekeceğiniz kente ait kültürünüz yoksa fotoğraflarınız çok yüzeysel ve eksik olacaktır.

• Bir kenti anlamak ve fotoğraflamak zamana bağlıdır. Kent, mevsimsel, dönemsel etkinlikler, özel etkinlikleri ve olayları ile yaşanmadığı sürece eksik yaşanmıştır.

• Kent gezisini veya kente ait bir projeyi hangi amaçla yapıyorsunuz ? Amacınızı net olarak belirlemeniz ve ona göre kaynaklarınıza ve kısıtlarınıza göre plan yapmanız gerekir. Bu kente niye gidiyorum? Ne kadar zamanım var? Bütçem nedir? Coğrafi koşullar, siyasi durum, mevsim, izinler…… her şey planınızı belirleyecektir.

• Kentin önemli tarihsel, kutsal alanları, önemli mimari yapıları, meydanları, modern yaşam mekanları, doğal alanları, festivalleri, gece hayatı, çarşı/pazarları, insanların bir araya geldikleri ortamlar mutlaka öğrenilmelidir.

• Kenti hızla öğrenmenin en kısa yolu bu konuda yazılmış rehber kitapları almak ve kent haritası edinmektir. İlginçtir ama bu yalnızca kısa süreli gideceğimiz kentler için geçerli değil, özellikle İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir gibi yaşadığımız büyük şehirler için de geçerlidir. Web siteleri, bloglar, forumlar gibi bilgi kaynakları, pratik tavsiyeleri alabileceğimiz yerlerdir. Dünya şehirleri gezilerinde en iyi kitapların başında Lonely Planet, Dorling Kindersley Books gelmektedir.

• Kente sınırlı süre için gidiliyorsa amaç dışındaki alanlara zaman ayrılmamalıdır. Örneğin Paris’e kısa süreliğine sokak fotoğrafı çekmeye gidiyorsanız, günlerinizi Louvre müzesine ayıramazsınız (Louvre Müzesi’ni de gezmeden Paris’e gidilmiş sayılmayacağı için buraya sınırlı süre ayırmak uygun olur).

• Gezilen kente ait GPS kayıtlarından yararlanmak size kolaylık, hız ve güvenlik sağlar.

• Kente gezi amaçlı gidiliyorsa, gezi sonrası fotoğraflarınızın nasıl değerlendirileceği önceden belirlenmelidir. Örneğin, bir gezi röportajı olarak değerlendirme olanağı varsa konu bütünlüğü açısından daha önceden çekim yapmayı tercih etmeyeceğiniz konularda da fotoğraf çekmek gerekebilir. Dolayısıyla bu durumda planınızı yeniden gözden geçirmekte fayda vardır.

• Mutlaka doğru yerde, doğru zamanı tercih ediniz. Doğru yer ve zamanın bilgisinin doğru kaynaklardan edinilmesi gerekir. Örneğin, kış mevsiminde Oslo’ya giderseniz çok kısa gün ışığı ile yetinmeniz gerekir. Veya Muson yağmurları zamanında Hindistan’a gidilirse verim azalabilir.

• Gitmeden önce yerel yönetimler, acentalar ya da yöre insanlarıyla iletişime geçip rehberlik hizmeti almaya çalışılmalıdır. Gezi öncesi bu olanak bulunamamışsa gezi alanına ulaşıldığında bu olanağın araştırılması ve sağlanmasıyla verim arttırılabilir. Yerel rehberler çevre halkı ile iletişimi hızlandıracağı gibi sizi de bilgilendirerek detayları bulmanızı kolaylaştırabilir.

• İzinler ve diğer kısıtlar; kentin belirli yerleri serbest olarak gezmeye açıktır. Mutlaka çekim yapılacak yerlerle ilgili gerekli izinler, açılış kapanış saatleri , özel izinler ve diğer kısıtların bilinmesi ona göre hazırlık ve plan yapılması şarttır.

• Kentin özelliğine göre bazen güvenlik problemleri yaşanabilir ve bu çok ciddi bir sorundur. Her yere istediğiniz zaman ve şekilde gidemeyeceğinizi bilmeniz gerekir.

• Kentteki insanların portre çekiminden sonra medyada ve yayınlarda kullanımı, kişinin özel izni ile mümkündür. Yayınlanacak portreler için fotoğrafı çekilen kişiye “model release formu” doldurtulmalıdır.

Kent fotoğrafını komposizyon bileşenlerinden kategorize etmek yerine, kenti var eden ana değerlere göre analiz etmek daha doğru olacaktır. Çünkü kent, fotoğrafik ve teknik yaklaşımlar olarak her şeyi kapsamaktadır. Bu anlamda bir kentin amaca uygun fotoğraflanmasını, sistematik bir yaklaşımla; kent manzarası, eski şehirler, mimari yapılar ve detayları, yüksek yapılar/gökdelenler, galeri ve müzeler, cadde ve sokaklar, cadde ve sokak detayları, havuz, çeşmeler ve su üzerine özel eserler, ulaşım ve trafik, mağaza, alışveriş merkezleri, pazarlar, endüstri, kent yaşamı, meydanlar, kutsal alanlar, kafe, bar ve restaurantlar, mavi saatler, gece yaşamı, gece ışıkları, havai fişek gösterileri, spor etkinlikleri, konserler, park ve bahçeler, deniz, nehirler, toplumsal olaylar, gösteriler, eylemler, özel günler olarak düşünmek gerekir.

Ali İhsan GÖKÇEN
Fotoğrafçı

Kontrast Sayı 36, Temmuz-Ağustos 2013