İsmail KOÇ | Bunlar da var! – Klişe ve Stereotipler (53. Sayı)

Sanat her zaman kendi sınırlarını zorlar, bize yeni düşünme yolları sunar, kendimizi ve hayatı anlamamız için alternatif yolları sofistike ve beklenmedik bir şekilde gösterir. Sanat tarihinin önemli köşe başları klasik ifade yöntemlerine başkaldıran, klişeler ile boğuşan, yeni bir anlatım dili bulan sanatçılar ve sanat eserleri ile doludur. Sanat tarihine damga vuran bu ilkler o kadar etkili olur ki klişeleşmekten kurtulamazlar ve diğer birçok sanatçı onların açtığı yoldan bazen taklitle bazen de esinlenerek devam ederler. Bir nevi, klişelere başkaldıran sanat da klişe olmaktan kurtulamaz. Bazı sanatçılar ise hayatlarımızdaki ön yargı ve klişelere dikkat çekmek için sanatın gücünden faydalanırlar. İnşa ettiğimiz hayatlarımızdaki kimliklerimize, önyargılarımıza, onun içinde ve ona rağmen yaşadığımız kültürümüzün çeşitli yönlerine dikkat çekerler. Bu bölüm, sanatta ve hayatta klişe ve önyargılarla mücadele eden, başkaldıran sanatçıları, onların sanat eserleri üzerinden anlatan örnekleri içeriyor.

Alberto Giacometti (Stampa,1901 – Chur, 1966)
İsmail Koç_Giacometti-Q1İsmail Koç_Giacometti-Q2
İsviçre’de doğan sanatçının sanatla yakınlaşması, bir post empresyonist ressam olan babası Giovanni sayesinde olmuştur. 1920’lerde, o zaman yerleşik olan ve idealize edilmiş mükemmel figürizme dayalı klişe anlayışa karşı çıkarak kişisel stilini geliştirmeye başlayan Giacometti, 1920’lerin sonlarına dek kübist yaklaşımla eserler üretmiştir. “Bir Baş” (Gözlemleyen Baş) adlı çalışması bu eserlerin başlıca örneklerindendir. Yüzeyi belli belirsiz olan ve insanı nerdeyse düz bir levha biçimine indirgeyen bu ince figüratif heykelleri; o zamanki yerleşik stil anlayışına karşıdır. Heykellerin boyutlarını önemseyen Giacometti’ye göre heykelde boyut küçüldükçe anlam artmaktadır. 1920’li yılların sonlarına doğru sürrealizme yönelen tavrı, 1930/31 yılında “Devrimin Hizmetinde Sürrealizm” isimli dergide yayınlanan “Sessiz ve Hareket Eden Objeler” başlıklı desenlerinde belirgindir.
‘’Asılı Top’’, ‘’Atılacak Nesne’’, ‘’Uzun Sivri Nesne’’ gibi adlar taşıyan bu desenler o dönemde heykele yeni bir anlam ve işlev yüklemiş, çığır açmış, sonraki nesillere esin kaynağı olmuş ama sanatçının imzasını taşıyan farklı stili kısmen klişeleşmekten de kurtulamamıştır. Giacometti’nin çalışmaları 1950 ve 1960’larda gelişmeye devam etmiş, bu süre zarfında geniş bir portre dizisi hazırlamış ve sayısız kitap için illüstrasyonlar ortaya çıkarmıştır. Giacometti, 1966 yılında İsviçre’nin Chur kentinde hayata gözlerini yummuştur.


Jeff Koons (New York, 1955)
İsmail Koç_Jeff-Koons1
İsmail Koç_Jeff-Koons2Amerikalı heykeltıraş ve yeni kavramsalcı Jeff Koons, sıradan nesnelerin reprodüksiyonlarını üreterek tümüyle popüler kültür imgeleri üzerine kurulu heykelleriyle gündeme gelmiştir. Modernist heykel anlayışının kalıplaşmış klişe soyut üslupçuluğundan uzaklaşan Koons, gerçek nesnelerden yararlanarak eserlerini üretmiştir. Dünya çağdaş sanat piyasasında bir provokatör olarak bilinen sanatçı, keskin dili klişelere karşı yenilikçi duran tavrı ile her zaman tartışma konusu olmuştur.
Çağdaş sanatta kiçi resmileştiren Jeff Koons, günlük hayatta kullanılan oyuncak ve hediyelik eşya gibi nesneleri heykellere dönüştürmüştür. En bilinen eserlerinden biri 1988 yılında yaptığı Michael Jackson’ı şempanzesi ile gösteren porselen heykeldir.
Jeff Koons, New York’ta yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Jasper Johns (Augusta, 1930)

İsmail Koç_Jasper JohnsABD’li Jasper Johns 1950’lerde ünlenmeye başlayan ressam, heykeltıraş ve baskı sanatçısıdır.
Hem Neo Dada hem de Pop Art sanatçısı olarak anılan Johns, yirminci yüzyılın en önemli ve etkili Amerikalı sanatçılarından biridir. Soyut Dışavurumculuk anlayışının zengin imkanlarından, özellikle de fırçayı kullanış tarzından yararlanmayı da hiç bırakmamıştır. Bayraklar, hedef tahtaları, haritalar gözde konuları olmuştur.
Döneminin sanat dünyasının klişeleşmiş, tamamen soyut tarzının dışında, Jasper Johns’un yarattığı haritalar ve bayraklar, bazen övülmüş, çoğu zaman da yerilmiştir. Çünkü daha önce hiç görülmemiş şeylerdir. “Beyaz Üstünde Kolajlı Bayrak” yapıtında o güne kadar gelmiş sanat eserlerine meydan okuyan, özgünlüğü ve gerçekçiliği bir arada ele alan, kendini bireysel iddialardan soyutlayan Johns, adeta izleyicilerin zihinlerindeki kalıp yargılara karşı da bayrak açıyordu.
Jasper Johns, New York’ta yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Bill Viola (New York, 1951)
İsmail Koç_Bill Viola_The Crossing Fire İsmail Koç_Bill Viola
Video sanatının öncülerinden biri olan Bill Viola, hareketli görüntülerin çoklu ekranlarını barındıran oda boyutundaki yerleştirmeleri (enstalasyonları) ile tanınmaktadır. Sanatçı, tuval ve heykel gibi alışılmış sunum biçimlerine ek olarak videonun yaratıcı bir araç olabileceğini kanıtlamış ve dönemler boyunca değişen ve gelişen çok çeşitli ekipmanları deneyerek hareketli görüntüler ile çalışmıştır.
Violanın çalışmaları klasik video sanatçılarının işlerinden de oldukça farklı, ruhani, görselliği ön planda mistik çalışmalardır. Viola çalışmalarında; doğum, ölüm, hayat, yeniden doğuş, zaman ve mekan gibi insan deneyimlerinin temelindeki fikirlere odaklanmakta ve hem Doğu hem de Batı sanatının köklerine ve ruhani geleneklerine yer vermektedir. Viola’nın yerleştirmeleri genellikle bir su kütlesinde boğulmak, alevlere çarpmak, ağır çekimde yaşlanmak veya doğum yapmak gibi eylemleri son derece etkileyici ve büyük prodüksiyonlar halinde sunan video çalışmalarıdır.
‘’The Crossing’’ adlı işinde Viola bir dizi farklı inanç sistemin ruhsal süreçlerini izleyicilerle paylaşmaktadır.
(Bkz: https://www.youtube.com/watch?v=bg6wW3EOY94)
Viola Kaliforniya’da yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Takashi Murakami (Tokyo, 1962)
İsmail Koç_Takashi
Japon sanatçı Takashi Murakami, yerleşik klişe resim tekniklerini pop, manga çizgi stili, anime, otaku görüntülerinden oluşan ‘Superflat’ diye isimlendirdiği eserler ortaya koymaktadır. Çalışmalarında distopik temalara paralel olarak aydınlanmanın geleneksel anlatımı görülmektedir. Murakami’nin hem Japon hem de Amerikan kültüründeki yerleşik klişe estetik anlayışları eleştirmesi, 1990’ların sonlarında kendine özgü “Superflat” konseptini geliştirmesiyle yeni bir görselliğe dönüşmüştür.
Pop estetiğini Japon kültürünün kiçiyle birleştirmiştir. Amerika’da yaşayan bir Japon sanatçısı olarak kendi halkı ve kültürünü yani Japon kimliğini ortaya koyarak yeni ve popüler bir akım yaratmıştır. Takashi Murakami, ikonik Louis Vuitton logosunu bir renk isyanına dönüştürerek dünya çapında popülarite sağlamıştır.
Murakami, şu anda New York’ta yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Gavin Turk (Guildford, 1967)

İsmail Koç_Gavin Turk_Che-01İsmail Koç_Gavin Turk_Rock Gunslinger Yellow and Green-01Gavin Turk, Young British Art‘ın önemli bir üyesidir ve çağdaş İngiliz heykel türüne öncülük etmiştir. Boyalı bronz, balmumu, geri dönüştürülmüş her türlü simge, hatta çöp kullanımı da dahil olmak üzere, farklı malzemelerle klişe olmayan eserler ortaya koymuştur.
Kültürel ve toplumsal konulara neşeli ve sıra dışı yorumlar getirmekte olan Turk’un sanatı, politik ve aynı zamanda provokatif öğeler içermektedir.
Yaptığı heykellerde ve çizimlerinde sanatsal geleneklere ve popüler kültürü çevreleyen kalıplaşmış düşüncelere sıklıkla rastlanmaktadır.
Gavin Turk, klişeleşmiş pek çok figürü ve eseri yeniden yorumlayarak sanatının bir öğesi olarak kullanmakta ve politik şahısları, pop sanatçılarını veya popüler kültüre mal olmuş sanatçıların klişeleşmiş eserlerini çoğu zaman kendi görselini de katarak sahiplenmekte ve mülkiyet, aidiyet gibi kavramları tartışmaya açmaktadır.
Turk, Londra’şamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


John Baldessari (Kaliforniya, 1931)
İsmail Koç_John Baldessari1 İsmail Koç_John Baldessari2
Amerikan Konseptüalizminin öncülerinden olan Baldessari, 1970’li yılların başında algı, anlam ve yorumlamaya yönelik ironik sorgulamalarda bulunan bir dizi eser yaratmıştır. Sanatçı ruhsuz ve genellikle absürt bir mizah anlayışı ile ironi ve aykırılığı; duyulan, görülen ve anlaşılan arasındaki boşluğu görmek ve sorgulamak üzerinde çalışmalar yapmıştır. Eserleri, klişe sanatın sınırlarını sorgulayan ve eleştiren bir form niteliğindedir. Dil üzerine temellenen sanata duyduğu derin ilgi nedeniyle, Baldessari’nin işlerinde daima yazı olmuştur. Yazı ile imgelerin bir araya getirilişi, sanat ile kurulan etkileşimde dilin muazzam çağrışımsal gücünü savunmuştur. Baldessari, sanat eğitimi geleneğini sorgulamak üzere yaptığı işlerde ana nesne olarak, ironik bir biçimde sanat kılavuzlarını seçmiştir. Bunlarda tavsiye edilen kalıplaşmış yolları takip etmiş ve bu yayınların vaat ettiklerinden çok daha farklı eserler ortaya koymuştur.
Baldessari, şu anda Santa Monica, Kaliforniya’da yaşamaktadır.


Tom Wesselmann (Cincinnati, 1931 – New York, 2004)
Wesselmann, kadın çıplaklığına odaklanan ve gerçek dünyayı birebir yansıtan eserler ortaya koymuştur.
Erojenik bölgeleri (saç, dudaklar, meme uçları, kalçalar, vb.) ön plana çıkararak Amerikan toplumundaki ideal kadın stereotipini abartılı bir anlatımla izleyiciye sunmuştur.
Tom Wesselmann’ın 1960’ların başlarında yapmaya başladığı en bilinen ve en eski eseri “Great American Nude” serisi büyük bir ses getirmiştir. Bu seri, figürün yalnızca bir siluet olarak verildiği, çoğu zaman kadın figürün yüzünün silikleştiği, kaybolduğu, cinsel uzuvların ise abartılı bir şekilde ve idealize edilerek çizildiği cinsel içerikli öğelerden oluşmakta idi.
Sanatçı, 2004 yılında New York’ta hayatını kaybetmiştir.


İpek Duben (İstanbul, 1941)

İsmail Koç_İpekDubenİpek Duben, enstalasyon, heykel, resim ve video sanatı yapmaktadır. Almış olduğu siyaset bilimi, sosyoloji ve sanat eğitimlerinin getirisi olarak, çalışmalarında siyasi ve sosyal eleştiriler bulunmakta ve kimlik, cinsiyet, aile içi şiddet ve göç üzerine temalar işlenmektedir.
İpek Duben’in, kartpostal ve videodan oluşan, ana teması “Batı’nın Türklere bakışı ve ön yargıları” olan “What is a Turk?“ yerleştirmesi 2003 yılından itibaren pek çok kişisel ve karma sergide sergilenmiştir.

 

Nur Koçak (İstanbul, 1941)
İsmail Koç_Nur Koçak16 İsmail Koç_Nur Koçak15Nur Koçak, Türkiye’de foto-gerçekçilik akımını ilk uygulayan sanatçılarımızdandır. Fotogerçekçi teknik ile toplumsal stereotiplerimizin nasıl kurgulandığını, aile portrelerinde kız çocuklarına yüklenen misyonu, kent vitrinlerindeki iç çamaşır düzenlemeleri ile bir toplumun mahrem ve namahrem algısını çerçevelemiştir. Sanatçının vitrinlere olan ilgisinin sebebi ise vitrinleri toplumun aynası olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Koçak, kadınların nesneleştirilmesini bu kadar açık biçimde ifade eden ilk kadın sanatçımızdır. Kadın imgesinin belli organlara hapsolmasına yönelik eleştirilerine sanatçının pek çok çalışmasında rastlanmaktadır. Nur Koçak, çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.


Zhang Hongtu (Pingliang, 1943)

İsmail Koç_Zhang Hongtu-17-Q İsmail Koç_Zhang Hongtu-18-QÇin’deki Kültür Devrimi ile büyüyen Zhang Hongtu, ‘’Çin Pop’’ sanatının öncülerindendir. Zhang’ın sanatı, Çin’in en eski kültürel alışkanlıklarını ve modern kültür anlayışını birlikte yansıtmaktadır.
Zhang, komünist Çin ve Kültür Devrimi hakkındaki fikirlerini ifade etmek ve Mao’nun imajının her yerde bulunmasını eleştirmek için, Mao’nun klişe imajını yeniden müstehzi bir biçimde yorumlayan resimler, heykeller ve karışık medya yerleştirmeleri yaratmıştır. Bu eleştirileri ‘’Uzun Yaşayan Başkan Mao’’ serisinde yer almaktadır. Zhang Hongtu, çalışmalarını New York’ta sürdürmektedir.


Gülsün Karamustafa (Ankara, 1946)

İsmail Koç_19_Gülsün-Karamustafa-Q 20. yüzyılın ikinci yarısında Türkiye’de en etkin sanatçılardan biri olan Gülsün Karamustafa’nın resim, yerleştirme, performans ve video gibi çalışmalarında, tarihsel bilinç ve toplumsal gelenekgörenek, siyasi kaynaklı göçebelik, göçe ilişkin sorunlar, pop kültür, feminizm, toplumsal cinsiyet, Batı’nın Ortadoğu ülkelerine bakışına dair eleştirel çözümlemeler ve toplumdaki kadın erkek stereotiplerinin incelenmesi gibi ana konular karşımıza çıkmaktadır. “Çifte Hakikat” sanatçının eğildiği önemli olgulardan biri olan toplumsal cinsiyet üzerine kurgulanmış bir heykel yerleştirmesinden oluşmaktadır. Demir konstrüksiyon içerisine erkek manken heykeli yerleştiren sanatçı, mankenin üzerine giydirdiği pembe hamile elbisesi ile cinsiyet olgusuna vurgu yapar. Onun bu çabası, cinsiyet üzerine toplumun kalıplaşmış önyargılarını sorgulama nesnesine dönüştürmektir.
“Erkek Ağlamaları” yerleştirmesinde Karamustafa, 1960 ve 70’lerdeki Atıf Yılmaz’ın filmlerinden alıntılarla, Türkiye’nin üç önemli aktörünün sevgililerinden ayrıldıktan sonra ağladıkları kareleri izleyiciye sunarak toplumdaki erkeklere atfedilen ‘Erkekler Ağlamaz’ yargısından farklı bir algı oluşturmaktadır.


Patty Carroll (Chicago-Ridge , 1946)
İsmail Koç_Patty Carroll22-Q İsmail Koç_Patty Carroll21-Q
1970’lerden beri set tasarımı, moda ve fotoğrafçılıkta özel bir tarzı olduğu kabul edilen Patty Carroll’ın fotoğraflarının her biri oldukça yoğun renkli, desenli görüntülerle dolu ve desenlerin arasında neredeyse görünmez olan yalnız bir kadını içermektedir.
Carroll’ın fotoğraflarında işlediği kadın stereotiplerinin genel özelliği; gizlenmiş, bunalmış ve çevresi tarafından ele geçirilmiş görünmeleridir. Carroll, yüzü (kişiliği) kaybolmuş evin bir dekoru haline dönüşmüş kadın stereotipleri ile “kadının yeri evidir” algısını hicveder. Sanatçının “Anonim Kadınlar” adlı yapıtı, kamera için yapılmış, figürleri perdelik veya evdeki eşyalarda kamufle eden ve izleyicileri esprili bir anlatımla düşünmeye iten, kadınların karmaşık ilişkilerini ele alan 3 bölümlük stüdyo yerleştirme serisinden oluşmaktadır.
Patty Carroll, çalışmalarını ABD’ de sürdürmektedir.


Sarah Lucas (Londra,1962)
İsmail Koç_Sarah Lucas25-Q İsmail Koç_Sarah Lucas24-Q
İngiliz sanatçı Sarah Lucas, fotoğraf, performans ve heykelleriyle tanınmaktadır. 1990’ların başından beri İngiliz kültürünü, cinselliği ve toplumsal cinsiyet stereotiplerini eleştirel bir dille yapıtlarında işlemiştir. Tracey Emin, Damien Hirst gibi sanatçıların dahil olduğu Young British Artists grubunun bir üyesi olarak tanımlanan Sarah Lucas, temalarında oldukça cüretkardır. Yaygın olarak cinsellik, ölüm, cinsiyet ve özellikle cinsel obje olarak kadın stereotipi üzerine çalışmalarda bulunmaktadır. Lucas’ın sanatında her zaman nesnelerin yeni anlamlar kazanması öncelik taşımaktadır. Genellikle gündelik nesneleri insan vücudunun bir parçası olarak kullanmaktadır. Bu nesneler iç içe geçerek cinsel uzuvların temsillerine dönüşmektedir.
Sarah Lucas, çalışmalarına İngiltere’de devam etmektedir.


Marc Quinn (Londra, 1964)
İngiliz sanatçı Marc Quinn’in yapıtları, çoğu zaman insanlığın yaradılış sürecine, evren ve zaman kavramlarına göndermeler içermektedir.
Sanatçının 1991 yılından bu yana kendi kanını kullanarak ürettiği otoportreleri ve insan bedeni için standart estetik kalıpları tersine çeviren heykelleri, yaşam-ölüm, doğum-yok oluş, kendi-öteki gibi karşıtların bir arada olduğu ikilikleri tema olarak ele almaktadır. Sanatçının erkek bebeğinin tasviri olan ‘’Planet’’ (Gezegen) isimli bronz heykelinde; zemin üzerinde yüzen bir şekilde konumlandırılan bebek sağ elinden destek alarak dengeli ve havada asılı bir şekilde durmaktadır.
Quinn, Londra’da yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Beyza Boynudelik (İstanbul, 1975)
Beyza Boynudelik, çalışmalarında resim, baskı, fotoğraf ve karışık teknikleri kullanmaktadır. Boynudelik eserlerinde, teknolojidoğa ve insan-hayvan ilişkilerini konu edinmiştir. Gerçek iletişimi unutmuş ve yalnızlaşmış kent insanı stereotipini ve insanın doğayla yeniden iletişime geçme çabasını kente dair simgesel olgular vasıtasıyla işlemektedir.
Günümüz toplumundaki çalışan, kendine bakma gayretinde olan, doğadan kopuk ama doğanın bir parçası olma uğraşındaki kadın stereotipi, Boynudelik’in Nisan 2017’de sergilenen “Köşedeki Kadın “ adlı sergisinde karşımıza çıkmaktadır. Sanatçı, İstanbul’da yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Kara Walker (Kaliforniya,1969)

İsmail Koç_KaraWalker-QKara Walker, toplumsal cinsiyet, ırk, kölelik, cinsellik ve şiddete ilişkin toplumsal konuları kontrastlı figürler, büyük kağıt siluetler kullanarak işler. Walker, klişelerle oynayıp onları ters yüz ederek bu şekilde çarpıcı eserler ortaya koymuştur.
Çağdaş sanatçı, özgün ve provokatif sanat çalışmaları sayesinde Amerikan tarihindeki pek çok trajedinin ifade edilmesine vesile olmuştur.
Sanatçının Williamsurg Domino Şeker fabrikası hangarında şekerle kaplayarak, 40 metre uzunluğunda devasa bir sfenks formunda tasarladığı, ırkçı Amerikan düşünce sistemindeki “Sugar Mama” (Şeker Anne) ve “The Marvelous Sugar Baby” (Muhteşem Şeker Bebek) stereotiplerini abartılı şekilde tasvir eden eserleri çok ses getirmiş ve yeni nesil sanatçı ve düşünürleri derinden etkilemiştir.
New York’ta yaşayan sanatçı, çalışmalarını burada sürdürmektedir.


Penelope Umbrico (Philadelphia, 1957)
İsmail Koç_Penelope Umbrico-23-QPenelope Umbrico, sadece bir fotoğrafçı değil, aynı zamanda bir koleksiyoncu ve bir tarihçidir.
Umbrico, fotoğraf temelli yerleştirmeler ile klişe fotoğrafları ve imgeleri radikal bir şekilde yeniden yorumlamaktadır.
Bu klişe görüntüleri kataloglardan, seyahat ve eğlence broşürlerinden bularak görüntü tipolojileri oluşturmaktadır.
Umbrico, New York’ta çalışmalarına devam etmektedir.

 

Shadi Ghadirian (Tahran, 1974)
İsmail Koç_Shadi Ghadirian-29-Qİlhamını İran’da kendi yaşamında var olan ikilik ve çelişkilerden alan sanatçı, fotoğraflarının izleyicide derinlemesine düşünceler oluşturmasını etkin bir şeklide kullandığı mizah ve parodi unsurlarıyla başarmaktadır. Like Every Day (Her Günkü Gibi) fotoğraf dizisinde çağdaş kadın rollerini değişik şekillerde ele alan Ghadirian, kadınların günlük yaşamlarında evlerinin içinde giydikleri renkli desenli giysileri ile portrelerini çalışmış, eldiven, demir, çaydanlık gibi günlük ev aletleriyle yüzlerini örterek farklı bir bakış açısı getirmiştir.
İran’da yaşayan Müslüman bir kadın kimliğiyle yakından ilişkilenen Ghadirian, dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan kadınlarla ilgili meselelerle de ilgilenmekte, kadınların toplumdaki rolünü sorgulamakta ve sansür, din, modernite ve kadının statüsü gibi konuların yanı sıra kadın stereotiplerini incelemektedir.
Ghadirian, Tahran’da yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Guerilla Girls
İsmail Koç_Guerilla Girls29-Q
Guerilla Girls (Gerilla Kızlar), uluslararası çapta bilinen feminist aktivist sanatçılardan oluşan bir gruptur.
Gerilla Kızlar, gizliliklerini korumak için goril maskeleri takmaktadır.
Goril maskeleri ile gizlenmiş olan bu isimsiz sanatçılar ve aktivistler, stereotiplere ve statükoya meydan okumaktadır. Kim olduklarından ziyade odakları siyaset, sanat, film ve pop kültüründeki yolsuzluğu, ayrıca toplumsal cinsiyet ve etnik önyargıları açığa çıkarmaktır. Ayrımcılığa karşı mücadele eden, tüm insanlar ve tüm cinsiyetler için insan haklarını destekleyen düşünceye inanmaktadırlar. Gizlemenin bir parçası olarak, her Guerrilla Girl, Edmondia Lewis, Zubeida Agha ve Frida Kahlo gibi bir kadın sanatçının takma adını kullanmaktadır.
New York, Los Angeles, Minneapolis, Mexico City, İstanbul, Londra, Bilbao, Rotterdam ve Şangay dahil olmak üzere tüm dünyada 100’ün üzerinde sokak projesi, po ster ve çıkartma yapmışlardır.


Yang Liu (Pekin, 1976)
İsmail Koç_Yang Liu-33-34-Q
Çin doğumlu sanatçı ve görsel tasarımcı Yang Liu, 14 yaşından beri Almanya’da yaşamaktadır. Farklı geleneklere bağlı iki farklı bölgede büyüyerek iki kültür arasındaki farklılıkları ilk elden deneyimleyebilen Liu, kendi deneyimlerinden yola çıkarak iki kültürün farklarını göstermek için basit semboller ve şekiller kullanarak minimalist görseller yaratmıştır. Bu görsellerde, mavi taraf Almanya’yı (veya batı kültürünü) ve kırmızı taraf Çin’i (veya doğu kültürünü) temsil etmektedir. Liu piktogram panoramasında, dünyanın karşıt tarafları olan Batı ve Çin arasındaki farklılıkları algılayıcı zekası ile ortaya koymuştur. Klişelerden güncel tartışmalara, toplantı odası politikalarından yemek alışkanlıklarına, kadın ile erkek ilişkilerine kadar, insanların karşılaştığı zorlukları ve değişik bakış açılarını da gözler önüne sermektedir. Piktogramları pek çok ülkede sergilenen sanatçı bu karşılaştırmaları ile oldukça popüler hale gelmiştir.
Yang Liu, Berlin’de yaşamakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Özlem Şimşek (İstanbul, 1982)
İsmail Koç_35_Özlem Şimşek-Q
İstanbul doğumlu Özlem Şimşek, farklı sınıflardan ve sosyal pozisyonlardan kadın stereotipleri üzerine çalışmalar yapmaktadır. Video, fotoğraf ve performans çalışmalarında kadın hakları, kadınlara toplumun verdiği roller ve kadınların bu roller üzerine mücadelelerini işleyen Şimşek, belirlenmiş kalıpların dışında nasıl bir kadınlığın olabileceğini izleyicilere sorgulatma çabasındadır. Özlem Şimşek’in geçmişten bugüne pek çok dönüşüme uğrayan Türk toplumunda zamanla değişen bakış açılarını işlediği “İdeal Kadınlar Atlası” isimli performatif otoportre projesi, farklı sosyal sınıflardan kadın kimlikleri arasında geçişkenlik olasılıklarına yönelik bir perspektif oluşturmaktadır. Bunu da toplumda yer alan her kesim kadının yerine geçip makyaj, kostüm ve çeşitli jestlerle kendi görünüşünü manipüle ederek izleyiciye sunmaktadır. Fotoğrafların hem yaratıcısı hem de konusu olan Şimşek, bu şekilde izleyicide kimlik ve öz dönüşüm konularında farkındalık yaratmayı ve düşündürmeyi amaçlamaktadır.
Özlem Şimşek, çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir.

İsmail KOÇ