Pioneer Institutions Promoting Photography in Early Republic Period | Melahat KIZIL

Halkevleri ve Halk Odaları

1930’lar sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’ndeki toplumsal ve ekonomik değişimin dünyadaki ekonomik bunalımdan etkilenmemesi ve yapılan devrimlerin halka iyi anlatılması için devlet yoluyla tarih tezi ve Türk dili açıklığa kavuşturuldu. 19 Şubat 1932’de Halkevleri açıldı. İktidar tarafından yeni kültür “Ulus” olabilmenin ilk şartı olarak benimsenir ve kültürü yaratabilmek için eğitime büyük önem verilir.

Halkevleri ile amaçlanan sade halka inmek değil, her zaman halk içinde olmak, her işi halk ile beraber halk için yapmaktır.

Halkevleri 9 koldan oluşuyordu; dil, tarih, edebiyat, sanat, tiyatro, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri, kurslar, kütüphane ve yayın, köycülük, müze ve sergi kolları. Kolların her biri üyeleri tarafından seçilmiş 3-5 kişilik komiteler ile yönetilirdi.

Halkevleri açılabilmesi için bu 9 koldan en az 3 ünün kurulmuş olması gereklidir. Halkevlerinin faaliyetlerine 18 yaşından büyük herkes ücretsiz katılabilir. Faaliyetleri için yapılan harcamalar, özel idare, mahalli idareler, belediye ve köy bütçelerinden karşılanırdı.

1932 de faaliyete geçen Halkevleri sayısı 14’tür. 10. yılda katılım, gelen kişi sayısının 3 katına çıkmıştı. 140.000 kişi halkevlerinde, 120.000 kişi halk odalarında sürekli çalışıyordu. O güne kadar 25.000 konferans verildi, 800 konser, 15.000 oyun sahnelendi.

1939 yılında küçük yerleşim birimlerinde ortaya çıkan örgütlenme zorluğu nedeniyle Halkevleri açılamayan yerlerde, Halk Odaları açıldı. Ancak Halk Odalarında kol örgütleri yoktu.

Halkevleri şenlikleri o kadar önemliydi ki; hangi yöreden, hangi ekibin bu şenliğe katılacağı büyük gurur meselesiydi. Yaşlılar, kendileri Ankara’ya gitmek için gençlere öğretmiyorlar, taşradaki herhangi bir kasabanın merkeze nasıl sunulacağı önemli bir tecrübe oluyordu. Atatürk’ün sevilen, saygı duyulan bir lider olması, onun başlattığı her şeyin kolaylıkla kabul edilmesini sağlıyordu. 1932 de diğer dernekler de Halkevlerine katıldılar (Kadın dernekleri, halk bilgisi derneği vb.)

Halkevleri, 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti tarafından 1951’de kapatıldı. 1960’da Türk Kültür Dernekleri adıyla yeniden kurulan yapı, 1963 yılında adını tekrar “Halkevleri” olarak değiştirdi.

Halkevlerinin Fotoğrafa Etkisi

1932 yılında, genç cumhuriyetin kültür atılımlarından biri olarak kurulan Halkevleri; eğitim düzeyinin yükseltilmesi için pek çok alanda yaptığı çalışmaların yanında, 1932 yılından başlayarak düzenlediği fotoğraf kurslarıyla genç heveslilerin ve amatörlerin bu alanda çalışmalarına olanaklar hazırlamıştır1.

Basın Yayın Genel Müdürlüğü 1933-1937 yıllarının başında Vedat Nedim Tör ile fotoğraf faaliyetlerini sürdürür ve yine bu dönemde, ilk defa sistemli olarak Türkiye fotoğraflanır.

“1933 yılında Ankara Halkevi ilk fotoğraf yarışmasını gerçekleştirmiştir. O zamanlar İçel milletvekili olan Ferit Celal Güven, 1935 yılında ancak iki sayı yayımlanabilen ve ilk fotoğraf dergisi olan; ‘Profesyonel ve Amatörün Dergisi: Foto’ dergisinin ilk sayısına yazdığı giriş yazısında, o dönemin fotoğrafi olgusunu; “Yurt güzelliğini bize çabuk öğretecek tek şey fotoğraftır, dersek mübalağa etmemiş oluruz” diyerek özetlemiştir.”2

“Bu arada 1936’da Basın Genel Direktörlüğü’nün açtığı ‘Türkiye, Güzellik, Tarih ve İş Memleketi’ adlı sergi, geniş bir çalışmayla yapılan ilk belgesel örneklerinden sayılabilir. Türkiye’yi içeride ve dışarıda tanıtmayı amaçlayan bu sergi 652 fotoğraftan oluşuyordu.

Bunların 500’ü Matbuat Umum Müdürlüğü’nde görevli fotoğrafçıların çektiği 5.000 fotoğraf arasından seçilmişti. Diğerleri ise amatör ve profesyonel 22 fotoğrafçının gönderdiği fotoğraflardı.3

Fotoğrafın yanı sıra devrimi halka anlatabilmek ve ulus olma bilincinin yaygınlaştırmak için bütün sanatlardan yararlanılmıştır.

“Ulus olma bilincinin yaygınlaşması, buna bağlı olarak Ulusal Kurtuluş Savaşını anlatan filmler, Atatürk ve arkadaşlarının gezi fotoğrafları, köylü temalı resimler, ulus kavramına yönelik sanat eserleri, 1938–1943 arasında gerçekleştirilen yurt gezileri ve sergileri doğaya, sosyal yaşama, insana, olayları köy köy dolaşarak gezen sanatçılar, ulusçuluğu yücelten yapıtlar ortaya koymuşlardır. 1940 yılında Münif Fehim, Hüsnü Cantürk, Suat Fenik, İlhan Arakon ve İhsan Erkılıç, Eminönü Halkevinde açtıkları fotoğraf sergisiyle fotoğrafın da sergilenebileceğinin ilk örneğini oluşturdular.”4

Sanatın propaganda olarak kullanımı açısından fotoğraf ve resim arasında fark yoktur. “Cumhuriyet’in ilk yıllarında, fotoğrafa bakış ile resme bakış arasında pek bir fark yok gibidir. Zira her ikisi de, Cumhuriyet ideolojisinin hizmetindedir. Fotoğrafçılar yeni Türkiye’yi tanıtma amaçlı dolaşıp fotoğraf çekmişlerdir. Engin Özendes, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Türkiye’nin karış karış gezilerek belgelenmesinin fotoğraf sanatında adeta bir yöntem olduğunun da altını çizmektedir”5.

Esat Nedim Tengizman, Cemal Işıksel’in döneminde, halkevleri çevresinde amatör düzeyde gruplaşmaların başladığı söylenebilir. 1937 yılında Şinasi Barutçu’nun girişimleriyle Gazi Eğitim Enstitüsü ve Orta Öğretim Öğretmen Okulu’na fotoğraf dersi konuldu. Aynı yıllar, ilk fotoğraf örgütlerinin de belirmeye başladığı bir dönemdir. 1945’te İzmir Fotoğrafçılar Derneği, 1946’da Ankara’da Fotoğrafçılar Küçük Sanat Kooperatifi kurulmuştur.

Cumhuriyet Türkiyesi’nde Amatör Fotoğraf Derneklerinin Tarihsel Gelişimi

“Cumhuriyetin kurulmasıyla 1924 Anayasası dernek kurma özgürlüğünü tanımıştır. Çok Partili yaşama geçiş deneyimleri, Medeni Hukukun Kabulü, Halifeliğin kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliğinin sağlanması, Millet Mektepleri, Halkevleri, Halkodaları, Köy Enstitüleri ve Kadınlara Seçme ve Seçilme hakkının verilmesi gibi pek çok düzenleme ile bu durum yetkin bir düzeye taşınmaya çalışılmıştır. Partilerin, sendikaların örgütlenmesini, özgür basın ve düşüncelerin özgürce ifade edilmesini benimseyen Mustafa Kemal Atatürk, bu yaklaşımlara yönelik uygulamaları yaşama geçirmeye girişse de, bazı olumsuz gelişmelerden dolayı beklenen sonuçlar alınamamıştır”6.

Türkiye’de amatör fotoğraf dernekçiliği, fotoğrafımıza çok emeği geçmiş Şinasi Barutçu ile başlar. Onun önderliğinde 14.01.1949’da derneğin kuruluşu için başvurulur ve 03.06.1950 Ankara Valilik onayı alınır, böylece Ankara’da TAFK (Türkiye Amatör Foto kulübü) kurulmuş olur. Kurucu üyeleri; Şinasi Barutçu,  Cemal Sobutay, Affan Egemen, Güzide Alpar,  Alâeddin Alpar,  Behzat Silahdaroğlu,  Fazıl Önal,  Hakkı Afyoncular,  Suat Erten,  Zeki Çif’ten oluşmuştur. Dernek 1958 Yılında FIAP’a üye oldu; 1967 yılında İstanbul’a nakledildi. İlk ve son Başkanı Şinasi Barutçu’ dur. Derneğin kapanış tarihi; 1975’dir.

Şinasi Barutçu (1906-1985) yurt dışında eğitim görerek 1932’de, Gazi Eğitim’de “Yazı, Grafik sanatlar ve Fotoğraf ‘ öğretmeni olarak göreve başlar. Halkevlerindeki çalışmalara katılır. Kamu kuruluşlarında fotofilm merkezleri kurar. Sergiler, yarışmalar düzenler. 1945’de ilk dergiyi çıkarır. 1955’de ilk renkli sergiyi açar. Barutçu’nun dış ilişkileri ve yurt içindeki hareketliliğini koruyan TAFK 1958 yılında FIAP’a üye olur. Daha sonra Şinasi Barutçu’nun önerileri ile 1959 yılında Trabzon’da Amatör Foto Kulübü kurulur. Şinasi Barutçu’nun 1973 yılında kaleme aldığı notlardan yeni dernek kurma çabalarının altında “Türkiye Foto Dernekleri Milli Federasyonu” kurma isteği ve özlemi vardı7.

“İstanbul Halkevlerinde fotoğraf çalışmalarına başlayıp bu kurumların kapatılmasıyla yeni arayışlara yönelenlerden Nurettin Erkılıç 29 Kasım 1959 tarihinde 6 arkadaşı ile birlikte “Erenköy Amatör Foto Kulübü’nü kurmuştur. 1962 yılında adını İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) olarak değiştiren dernek bugün yaşayan en eski fotoğraf derneğidir. Daha sonra 1977 yılında Ankara’da AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) ve 1979 yılında Adana’da AFAD (Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği) kurulmuştur”8.

Amatör dernek sayısının ve fotoğraf çalışmalarının artması ile İFSAK başkanı Mehmet Bayhan önderliğinde AFAD’dan Sefa Ulukan ve Abdülkadir Kaçar, AFSAD’dan Kemal Cengizkan bir araya gelerek Türkiye Fotoğraf Dernekleri Federasyonu kurma çalışmasına başlamışlardır.

“O zaman ki anayasada federasyonlaşmayı engelleyecek herhangi bir hüküm bulunmamaktaydı. Federasyonun taslağı hazırlanmış, organizasyon ve çalışma şekli belirlenmişti ki 12 Eylül darbesiyle çalışmalar durmuş, dernekler kapatılmıştır. 1980’den sonra yeniden hazırlanan Anayasa ise federasyonlaşma için “kamu yararına en az üç dernek” olması koşulu aramaktadır. “Kamu yararına çalışan dernek” olma kararını ise Bakanlar Kurulu vermektedir. Dünyada benzeri olmayan bu uygulama Fotoğraf Federasyonu kurulmasını bugüne kadar engellemiştir. Derneklerin ortak olarak yasadan bu maddenin çıkartılması veya kamu yararına sayılmaları için destek istenmesi şeklinde TBMM Başkanlığına başvurduklarında alınan yanıt “yasanın kalkmasının mümkün olamayacağı, fakat kamu yararına dernek sayılmak için başvurulursa ilgi gösterileceği” şeklinde olmuştur. Ayrıca fotoğraf dernekleri bulundukları illerdeki valiliklere de bilgi veriyorlardı. Bugüne kadarki başvurulardan yalnızca Ankara’daki AFSAD olumlu yanıt almış ve Kamu Yararına Çalışan Dernek Statüsü kazanmıştır. 1980 sonrası kurulan dernekler Fotoğraf Federasyonu hukuksal olarak kuruluşu tamamlanmasa bile dernekler arası ortak çalışmayı sağlayacak birliktelik için toplantılar başlatmıştır. Özellikle 1990 sonrası toplantılar düzenli olarak yapılmıştır. 1995 yılına kadar FDÇK (Fotoğraf Dernekleri Çalışma Kurulu) genel sekreterliğini Sefa Uluman yapmıştır. FDÇK adı altında yılda bir kaç kez bir araya gelinerek ortak çalışma planları yapılıyor, Altın Kamera Fotoğraf yarışmasını geliştiriliyor, federasyon tüzük taslağı çıkartılıyor, fotoğraf yarışmaları için standartlar geliştiriliyor, fotoğraf dünyamızdaki durumlar değerlendiriliyor ve derneklerin ortak tavrı belirleniyordu. 1995 yılında FDÇK genel sekreteri Mehmet Bayhan olmuştur. Bu tarihten sonra FDÇK’nun çalışmalarında verimlilik ve dernek katılım sayısında önemli artışlar olmuştur.

1998 yılında FDÇK’nun adı Türkiye Fotoğraf Sanatı Dernekleri Birliği (TFDB) olarak değişmiştir. Genel sekreterlik görevine 2001 yılında yapılan seçimde Özcan Taras seçilmiştir. TFDB çalışma ilkelerinin son şeklini 2001 yılında belirlemiş ve bu ilkeler doğrultusunda çalışmalarını 30 Mayıs 2003 tarihinde Fotoğraf Sanatı Federasyonu kuruluncaya kadar sürdürmüştür”.

Kaynakça:

1-İbrahim Öğretmen, Fotoğrafçılığın Gelişimi ve Ara Güler Yüksek Lisans Tezi, (Yayımlanmamış) İzmir,1984 s.28

2- Ahmet Öner Gezgin, Cumhuriyet’ten Günümüze Fotoğrafi, www-Fotografya (5-2-2007)

3- Afsad Eğitim Araştırma Birimi, Belgesel Fotoğraf Notları. Ankara 1984, s.26

4-Prof. Güler Ertan, Fotoğraf Sanatı Ve Türkiye, /Cumhuriyet Sonrası Türk Fotoğrafı, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Toplantı Notları, Siemens Yayınları, İstanbul 1995, s.6

5- Engin Özendes, “Fotoğrafta 75 Cumhuriyet Yılı”, Cumhuriyet’in Renkleri, Biçimleri, Ed. Ayla Ödekan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları&Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul, 1999, s. 114

6- AhmadFeroz, Modern Türkiye’nin Oluşumu, Çev. Y. Alagon, Sarmal Yayınevi, İstanbul. C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 5, Sayı 1, 1995,s.84

7- Mehmet BAYHAN ,Yazılarla Fotoğraf-1978-1990,(Miliyet Sanat Dergisi, 1 haziran 1989-sayı 217) ege yay.s.148

8- Mehmet BAYHAN a.g.e.,s.148

9- Ali İhsan Gökçen, age(7-3-2007)