Özcan YURDALAN | 35 Yıllık Merakın Yazısı (32. Sayı)

Burada lafı kısa tutması gereken benim galiba, eğer becerebilirsem…

Derneğin kuruluş sürecinden kalma hatıralara sahip biri olarak, geyiğe sarıp hoşbeş havalarında gezinen iki laf edip kapatabilirim yazıyı ama… Aslına bakarsanız, 35 yılın fotoğraf iklimindeki hemen her havayı az çok koklamış biri olarak, söyleyeceğim şeyler var.

Ülkenin hayli çalkantılı yıllarında kurulan ve tam da toplumsal ihtiyaçlar üstünden kendini tanımlayarak var olan AFSAD, süreç içinde memleket siyasetinin, değişen değerlerin yansıdığı bir organizma oldu. Tıpkı diğer fotoğraf kurumları gibi, fotoğrafçılık gibi…

Fotoğraf makinesi denilen kayıt aleti nasıl ki teknolojinin her yeniliğini tez vakitte bünyesine alabilme özelliğine sahip endüstriyel bir tüketim aracıysa, fotoğrafçılık da değişen bakış açılarıyla, farklılaşan görme biçimleriyle, evrilen estetik değerler ve politik duruşlarla birlikte, fotoğrafçıların zihniyetini yansıtan bir cilveli ayna meşgalesidir fikrimce.

Bu meşgale o kadar da masum, etliye sütlüye dokunmayan, siyasetten, toplumsallıktan arınmış, kendi halinde bir hoş hobi değildir kuşkusuz. Fotoğrafçılıktaki sanatsal uygulamaların grafik düzenlemeyle çözüleceği sanıldığı için kadük kaldığını, basın fotoğrafının hem ana akımda hem alternatif medyada haber kriterleri ve ifade gücü bakımından dikkate değer olmadığını ihmal etmeden (yine de bu ikisini ayrı tutarak), orta sınıfın boş vakit uğraşısı olarak yaygınlaşan fotoğrafçılığın bugünkü hallerini 35. yıl münasebetiyle, bu yazıyla sınırlı kalmayacak bir tartışmanın konusu yapabiliriz.

Kontrast’ı izleyenler ile sağda solda yazdıklarıma denk gelenler memleket fotoğrafçılığı konusundaki sözlerime aşinadır. Buradan itibaren söyleyeceklerim ise birkaç paragrafla sınırlanmış spekülasyona açık bir özet olacak ama ben yine de derdimi diyeyim:

Yaygın fotoğrafçılığın, bu coğrafyada bir sahte âlem kurgusu olduğunu düşünüyorum. Fotoğrafın kendisi elbette bir yanılsamadır ve görünen gerçekliğin yeniden üretildiği sahte bir âlemi kurgulamaktır fotoğrafçılık, bunu biliyorum ancak fotoğrafçının bu süreçteki zihinsel kurgusu bunun tam tersi olsa gerektir. Gördüğünü göstermek üzere fotoğraf çeken biri, basit bir kopyalamayla yetinmeyen, klişe kurguların ve ezber formların dışında bir yapının peşindeyse eğer; fotoğrafında düşüncelerini, duygularını, estetik seviyesini, görgüsünü, kültürünü yansıtmayı önemsiyorsa eğer, gözünün gördüğü ile aklının anladığı arasındaki ilişkiyi sorgular; gördüğü gerçek ile hakikat arasındaki farkı hesaba katar. Basit bir “yüzey düzenlemeci” anlayışa sıkıştırılamayacak kadar olağanüstü yeteneklere sahip olan fotografik görüntü, aynı zamanda özgür ifadenin, yaratıcılığın ve sanatsal varoluşun da bereketli alanıdır. Lakin sanat, yaratıcılık, özgür düşünce… diye sıralayabileceğimiz ne varsa hepsi, sahici bir hakikat arayışından başka nedir ki?

Bu arayışı, bu gayreti, bu çabayı, günümüz değerleri çerçevesinde beyhude görebiliriz kuşkusuz. Sistemin ekonomik ilişkileri içinde sınıfsal konumu her an bir alt seviyeye ineceği için kaygı duyan ya da bir üst kademeye atlamak için kariyer peşinde helak olan orta sınıfa, oyalansın diye sunulmuş hobi fotoğrafçılığı için hayli zahmetli bir uğraş olarak görünebilir sözünü ettiğim hakikat arayışı. Temel fotoğraf eğitimlerinde verilen, yarışmalarda değerlendirilen klişelerle yetinmek günümüzün ücretli kölelerinin gönlünü hoş etmek için uygun olabilir. Lakin bir bakarsın bu maksatla yaratılmış olan sahte âlem fazla şişmiş bir balondur…

“Bütün bu lafların 35. yıl yazısında yeri var mı?” diye sorulacak olursa hiç merak edilmesin ben hatıralarla bezenmiş çok güzel hikayeler de anlatırım, kremaya iki kepçe şeker de ben eklerim ama gün gelir kaldırmaz… Sıradanlıktan sıkılan olur, ezberden bunalan çıkar.

AFSAD, kurulduğu yılda var olan fotoğraf anlayışına ve fotoğrafçılık tarzına kuşkuyla bakan, başka türlüsü nasıl olabilir derdine düşmüş bir yapıydı. O nedenle daha ilk adımda, memleketin var olan fotoğraf kadrolarını toplayarak “Türkiye’de Fotoğraf Sanatının İşlevi” ne menedir diye bir merakın peşine düştü… Sahi bugün nedir bu memlekette fotoğrafın veya sanatının işlevi ve AFSAD bu işlev içinde kendine nasıl bir konum tanımlar, nasıl bir temsile sahiptir? Ben bunu merak ederim, biz çoktan geçtik ama AFSAD’da yaş 35…

Özcan YURDALAN

Kontrast Sayı 32, Kasım-Aralık 2012

Bizi paylaşın..