Joan FONTCUBERTA | Portfolyo (51. Sayı)

Kavramsal sanatçı, yazar, editör, eğitmen ve küratör olan Joan Fontcuberta, 24 Şubat 1955 tarihinde Barcelona’da doğmuştur. 1977 yılında Autonomous University of Barcelona’dan iletişim dalında mezun olmuş, 1979 – 1986 yılları arasında Barcelona Üniversitesi Güzel Sanatlar bölümünde ders vermiştir. 1980 yılında İspanyolca ve İngiizce olarak yayınlanan PhotoVision adlı yayının hayata geçirilmesinde yer almış olup halen yayının editörlüğünü yapmaktadır. 1993 yılından bu yana Barselona’daki Pompeu Fabra Üniversitesinde görsel ve işitsel iletişim konusunda dersler vermektedir.

Diğer çalışmalarının yanısıra 2003 yılında Harvard Üniversitesinde Görsel ve Çevre Çalışmaları konusunda ziyaretçi olarak konferanslar vermiştir. 1996 yılında, uluslararası bir fotoğraf festivali olan Fransa’daki Les Rencontres d’Arles etkinliğinin sanat yönetmenliğini yapmış, aynı festivalde 2005 ve 2009 yıllarında eserleri sergilenmiştir.

Kendisini alaylı bir fotoğrafçı ve fotoğraf kullanan bir kavramsal sanatçı olarak tanımlayan Fontcuberta, Franco yönetimi altındaki İspanya’da diktatörlük ve propaganda ile geçen 20 yıldan sonra otoriteye şüpheyle yaklaştığını bunun da sanatına yansıdığını belirtilmektedir. Sanatçı Fauna ve Sputnik gibi çalışmaları ile fotoğrafın gerçekliğini sorgular.

Googlegrams
Teknik olarak Googlegram projesi görünüşteki iki farklı dünyanın buluşma noktasıdır. Google arama motoru ve mozaiğin gelenekselliği. Tarihsel olarak mozaik, taş, seramik ve cam gibi çok küçük materyallerden oluşturulmaktaydı. Uzaktan izlendiğinde renkli karışımlardan oluşan noktacıklar gözün retinasında biçimi oluşturur. Mozaiğin tekniği aslında “lithostrate” denilen ilkel taş döşemesinin sofistike bir versiyonudur. Farklı renklerdeki küçük “freestone” parçaları basit geometrik desenler yapmak için kullanılırdı. Bu gelenek yüzyıllardır sürdürülmüş olup şu günlerde Castilla ve Leon köylerindeki evlerin avlu ve salonlarını, taş anlamına gelen guirrajo kelimesinden türetilmiş olan enguijarrado ile süsleme sürdürmektedir.

Etimolojik olarak mozaik terimi Latince Musivus’tan türemiştir. Kökeni “İlham perisi ile ilgisi olan” anlamındaki Yunanca Museios’tan gelmektedir. Romalılar ise tessellae olarak adlandırılan küçük seramik parçaları kullanmışlardır. İlk mozaiğin tarihi M.Ö 3000 yılına kadar uzanmaktadır ve Mezopotamya’da (şimdi Warka olarak bilinen) Uruk antik kenti yakınlarındaki kazılarda bulundu. Sadece Sümer ve Küçük Asya değil bütün eski halklar sanatçıyla yapılan söyleşi mozaik sanatında oldukça yetenekliydiler ama Yunanlar ve Romalılar çok daha küçük “Tessels” taşları kullanarak zarif şekil ve renklerle mozaik sanatında zirveye yerleşmeyi amaçlamışlardı.

Elbetteki İslam kültürü ve Bizans dönemi mozaik sanatına oldukça etkileyici parçalar bıraktı, ancak Rönesans döneminde kullanılan fresk ve diğer dekoratif duvar resimlerinin yükselişi mozaiğin kullanımının düşüşü ile eş anlamlı olmuştur. Mozaik kavramı sadece mimari yapılarla sınırlı kalmayıp, sayısız alandaki dekoratif sanatlar alanına da taşınmıştır. Biyolojide ise bu terim genetik olarak farklı doku ve organizmaları tanımlamak için kullanılır. Dahası mozaik yapısı pek çok görüntünün yapısını da oluşturur – geleneksel fotoğraf örneğin (fotokimyasal sürecin sonucu olarak ortaya çıkan görüntü) gümüş halojen moleküllerin düzensiz bir dağılımından başka bir şey değildir.

Yani, basılı görüntüler oluşturan noktaların bir mozaiğidir ve sonuç olarak dijital görüntü de grinin tonlarından oluşan pikseller tarafından üretilir.

Fotomozaik fikri özellikle Polaroid SX-70’in gelişmesiyle birlikte ilk olarak 1970’lerde görülür. Daha sonra kavramsal sanatçılar tarafından bazı kolajlar yapılmaya başlandı. Farklı parçaların görüntülerini alarak yeniden birleştirim yöntemiyle perspektifte geştaltist algı yaratma yoluna gittiler. Örnek olarak 35 mm fotoğraf makinesi ve standart 36 fotogram film ile yüz fotoğrafları çeken Avusturyalı sanatçı Branko Lennart’ı verebiliriz. Her bir fotoğrafla yüzün bir bölümünü çekip 6 fotogram bandı üzerinde keserek ayrı ayrı banyosunu yaptıktan sonra bir araya getirdi.

Kassel fotoforum üyesi Japon Kakuo Katase ise modelinin etrafında defalarca dönerek fotoğraflarını baştan ayağa sanki modelin üç boyutlu bir kopyasını çıkarıyormuş gibi çekip mozaiğin içinde modeli hacimli iki boyutlu temsilini görüntüledi. Peyzaj, ölü doğa ve kapalı mekan fotoğrafları çeken pek çok sanatçı bu yöntemi kendi işlerinde de uygulamıştır.

Mesela Belçikalı Stefan de Jaeger özellikle sofistike Still Life fotoğrafları için SX-70’de oldukça ayrıntılı bir fotomontaj yapmıştır. Amerikalı Joyce Neimanas ve David Hockney orijinal olarak aile albümlerinden bulunmuş aile fotoğrafları, tatil vb. sanat eseri resimleriyle popüler oldular. Onlar için iş, temsil kurallarının bir analizi anlamına gelmekteydi ve fotoğrafta 20. yy’ın erken dönemlerindeki fütürist ve kübist sanatçılar gibi resmin birçok yerinden farklı noktalar sunmaktaydılar (De Jaeger Hockney’in fikrini çaldığı iddiasıyla suçladı ama Hockney masum bulundu. Bu süreç bile başlı başına artistik bir performans gibi göründü).

Bu uygulamalar mozaik ile fotomontaj arasında bir yerlere yerleştirilirler. Mozaikte her Tessel anlamsız saf ışık spotudur. Buna karşılık fotomozaikte fotoğraf oluşturmak için kullanılan nesnenin kendisi de bir fotoğraftır. Bunlar ufak boyutlarına rağmen hala kendi manalarına sahip olmakla birlikte esas olarak daha büyük bir çerçevenin parçasıdır ve bambaşka bir şeyi temsil ederler.21. yy.’ın ilk yıllarında Brezilyalı Vik Muniz tarafından çalışılan fotomozaik, saf mozaiğe oldukça yakındır. Muniz sanatın temel çalışmalarını (fotoğraf ve boyama) şeker, küçük plastik askerler, sahte freestone ve başka materyalleri kullanarak kopyalamıştır. Aynı stratejiyi kullanarak konfeti ve küçük renkli yuvarlak parçalar kullanarak da çalışmıştır.

Fotomozaiğin zirvesi sayısal teknolojiyle oluşmuştur. 1996’da MIT Medialab öğrencisi Robert Silvers ilk otomatik fotomozaik yazılımını tasarladı. Model imaj, isteğe bağlı sayıda hücrelere bölünmüştür ve belli bir miktar grafik datanın içinden her bir hücre için bir imaj seçilir. Bu yer değiştirmenin kriteri yoğunluğun ortalama değeri, hücrelerin tonları ve uygun fotoğraflar arasındaki benzerliği esas alır ve tabii ki daha küçük boyutlu hücreler daha iyi sonuç verir. Silvers daha sonra Runaway Technologies adlı bir şirket kurarak illüstrasyon ve grafik iletişim alanında başarılı oldu. Aynı zamanda alanıyla ilgili bazı monografiler yayınladı. Bunlar ünlü insanların fotoğraflarının çarpıcı grafiksel imajlarıydı. Böylece sansasyonel ve muhteşem sanatının altını çizdi. Yavaş yavaş buna benzer başka programlar da geliştirildi. Fotomozaik yaygın bir çevrede, gerek yayın gerekse reklamcılıkta bir araç olarak kullanılmaya başlandı. Ayrıca teknoloji bu yeni sanatsal metotların denenmesine de yardım etti. Fransız sanatçı Reynald Drouhin’in Network Faces işini hatırlayalım. Hemen hemen 50 ünlü politikacı, film yıldızı, spor idolleri ve diğer ikonların internette bulduğu ufak boyutlu görüntülerinden yüzlerini oluşturdu.

2002’de diğer bir programcı Frank Midgley Mac için MacOSaiX isimli internet bağlantısı ile Google arama motoru üzerinden resim arama özelliğini kullanarak tanıtımı ücretsiz bir fotomozaik uygulaması tasarladı. Bu uygulamada; anahtar kelime yazıldıktan sonra sürece müdahale edilmiyor ve Google’ın iç mantığı tarafından kullanıcı yönlendiriliyor.

Google, Larry Page ve Sergey Brin adlı iki Stanford Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü öğrencisi tarafından 1998’de bir evin garajında gerçekleşti ve altı yıl sonra da tıpkı Bill Gates gibi sibernetik kültürün gurusu oldular. Google, Googol kelimesi üzerine yapılmış bir kelime oyunudur. Bunu Mathematics And The Imagination kitabıyla popüler olan Edward Kasner’in yeğeni Milton Sirotta bulmuştur. Google herkese internette engin bilgilere ulaşılabileceğini göstermiştir. Kendi sayfasında şu bilgileri yayınlamıştır. “Google’ın misyonu internette arama yapmayı kolaylaştırmak ve bilgiyi evrensel bir şekilde kullanışlı hale getirmektir. Google dünyadaki en büyük arama motorunu geliştirdi. 1.3 milyar web sitesine ulaşarak dünya çapındaki kullanıcılarına saniyenin yarısından da az bir sürede uygun sonuçları sundu. Bugün Google günde yüz milyondan fazla soruya cevap veriyor. Ayrıca Google Page Rank denilen doğru ve tarafsız araştırma prosedürünü garanti eden bir sisteme dayanır. 2001’de Google için iki tane çok önemli ilave program tasarlandı. Bunlar: Google Image Search ve Google Zeitgeist.

Google kullanıcılarının global olarak yayılması ile birlikte internet aramalarının istatistiksel modellemesi bizlere insanlığın beynindekileri x-ray’i çekilmiş gibi sunabilir hale getirdi.

Anlaşılır şekliyle Googlegram projesi internet üzerindeki görüntü ve yazıyı tek bir evrensel dosyada görüntüleyebilmekte. Aslında internet kamusal olduğu kadar özel alanda insanoğlunun çeşitli davranışlarını ve görüntülerini dosyalayan, sınıflayan, yorumlayan ve tümünü bir araya getiren bir zirve.

İnternet siber alanda fiziksel boyutları buharlaştırarak saf bir bilgi alanı oluşturuyor. Biz belki de bilgisayarın hayalini bile kuramadığımız 20. yy.’ın erken dönemlerinde Ortodoks kehanetleriyle “atmosfersiz alan” bilgisinin sınırlarına ulaşabiliyorduk. Günümüzde ise çok yönlü bir web bağlantısı insanlar arasındaki iletişimi siber alanda gerçekleştirmekte. Yani internet tüm beyinleri birbirine bağlayacak dünyevi bir bellek olma eşiğinde. Googlegram bilginin özgürce değiş tokuş edilebildiği ve bağlantının mümkün olduğu bir ütopya projesi.

Bilgisayar dosyalarında benim eski proje ve işlerim bile hala bulunabilmekte. Googlegram’ın altyapısındaki düşünce hayatımızdaki simge olan resimleri seçmektir. Bu durumda örnek verebileceğimiz fotoğraflardan biri Abu Garip hapishanesindeki işkenceyi açıkça göstermekte ve er Lynddie England tasmayla bir tutukluyu köpek gibi tutmakta. Googlegrem’da bahsi geçen resim Gözaltı Operasyonu Bağımsız İnceleme raporu içerisinde Schlesinger tarafından politikacıların, askerlerin ve sivillerin isimleri yazılarak yeniden tasarlandı. Belli bir mesafeden bakıldığında söz konusu fotomozaik bize Lynddie England’ın tanımamıza imkan sağlar; ancak seyirci yaklaştıkça o görüntünün Google tarafından belirlenen karikatürler, çizimler, resimler ve benzeri dosyalar olduğunu görebilir. Sonuç garip bir silip yeniden yazmadır aslında aşamalar onları izleyenin mesafesine bağlıdır: Yakından izleyen birisi yapının küçük temel parçalarına odaklanacaktır. Uzaktan bakan ise tek bir görüntüyü fark edecektir. Bitişik bir şekilde yan yana koyma işlemi sofistike bir şekilde yapılmadığında durumun karmaşasını, dağınıklığını ortaya koyacaktır. Ancak aynı zamanda konu ile alakalı objelerin yanı sıra her bir işin semantik (anlambilimsel) zenginliği bahsedilen bu gürültüyü ve curcunayı kışkırtmaktadır.

İnternet her an elimizin altında olan ulaşabileceğimiz müthiş bir görsel hafıza sunar bizlere. Oysa Google başka kaçınılmaz mantıksal kazalar diyebileceğimiz kirliliğe de yol açar. Bu kirliliğin temelinde kelimelerin barındırdığı anlam karmaşası/çeşitliliği yatar. Bu çok anlamlılık araştırma mekanizmamıza bir yerde engel olur ve bizi belgelerin kataloglanması/sınıflanması sorununa getirir. Burada vurgulanan kelimeler ve görüntüler arasındaki anlaşma/anlaşamama konusudur ki, bu her kelimenin çoğu zaman birden çok fazla ve farklı anlamlar içermesinden kaynaklanır. Örneğin; arama motorunda bir kişi arandığında, o isimle uyuşan tüm görüntüler ekrana gelir. PhotoMosaic programı çoğu zaman gelen görüntüleri keyfine göre kullanır. Tabii çoğu zaman potansiyel davetsiz misafirler aranma sıklıklarına göre karşımıza çıkarlar.

Eğer tümüyle doğru bir sonuç istenirse, diğer ideolojik kazaların yarattığı kirliliğe de razı olmak gerekir. Internet kendisini inanılmaz yoğun, açık ve demokratik bir yapı olarak sunsa da, bilgiye erişim yolları ekonomik ve siyasal ilgi alanlarının medyatik hale getirdiği sonuçlarla kısıtlıdır. Verilerin bloke edilmesi, gizlenmesi ve sansür teknolojik olarak kolaylıkla yapılmaktadır. Arama motorları bunları arayanın haberi olmadan/bilgisi dışında arka planda engeller. Örneğin Abu Garib hadisesi ortaya çıktığında Google belli kişilerin görüntülerinin ekranlara gelmesini engellerken, diğer bazı arama motorları erişimi serbest bırakmıştı. Google kendi kurumsal internet sitesinde şöyle demişti: Her araştırmanın kalitesi önceliktir. İşte bu nedenle Google belli sayfalara erişimi engellemektedir. Internet hizmet sağlayıcı bunun yasal olup olmamasından sorumludur. Uygun olmayan sayfaların elimine edilmemesi için bu politika gereklidir. Google kendisini doğru ve yansız sonuçlar vermeye adamış bir şirket olarak internette sansür uygulayan bir konumda olamaz. Herkes hangi siyasi içeriğin arzulanmayan, ulusal güvenlik ya da sponsor çıkarlarını gözetleyen Big Brother uygulamaları hususunda dikkatli olmalıdırlar.

Bu kirlilik veri dosyaları arasında bir diyalog oluşması anlamına gelir. Öte yandan; Googlegram bir yandan kullanılan herhangi bir bilgi konusunda kurtarılabilir semantik bir kamuflaj sağlarken – sunulan dosya gerçeği erişimin bir yolu, bilgiyi kullanılabilir kılan bir metot sunsa dahi, bilgi çok muazzam ve asla tükenmeyen, sonu olmayan bir şeydir. Öte yandan; hafıza ile unutulan arasındaki boşluğa ışık tutarak, yararlı veri ile bilgi yığınını ayırmaya yarar. Son olarak da; hafızadan silinen bilginin yüceliğine işaret ederek görüntülerin steril hale gelmesini sağlar.
Joan Fontcuberta.

Çeviri: Sinem Başaran

GOOGLEGRAM: 11-S NY
11 Eylül uçak kazası anlık fotoğraflarıdır. Bu fotoğraflar Google’ın görsel arama motoruna bağlı ücretsiz fotomozaik yazılımı kullanılarak yeniden biçimlendirilmiştir. Sonuç olarak internet üzerinde mevcut “Tanrı’’, “Yahve” ve “Allah” kelimelerine karşılık gelen, 8000 fotoğrafın karma düzenidir.
GOOGLEGRAM: 11-S NY
“God”, “Yahve” and “Allah”.

GOOGLEGRAM: ABU GHRAIB
Lynndie England’ın Bağdattaki Abu Ghraıb göz altı merkezindeki bir mahkumu aşağılayıcı görüntüleridir. Bu fotoğraflar Google’ın görsel arama motoruna bağlı ücretsiz fotomozaik yazılımı kullanılarak yeniden biçimlendirilmiştir. Sonuç olarak internet üzerinde bu ölçütlere yanıt veren 10.000 karma görüntü kullanıldı.
Aranılan kelimelere göre listeye alınan askerler: “Çavuş Joseph Darby”, “Çavuş Javal”, “Özel First Class Lynndie England”, “Başçavuş Ivan Frederick”, “Uzman Charles Graner”, “Uzman Sabrina Harman”, “Jeremy Sivits”; Savunma Bakanlığı yetkilileri ve askeri yetkilileri: “İstihbarat Uzmanı Stephen Cambone’nin Müsteşar Yardımcısı”, “Korgeneral Ricardo Sanchez”, “Tümgeneral Barbara Fast”, “Tümgeneral Geoffrey Miller”, “Tuğgeneral Janis Karpinski”, “Albay Thomas Pappas”, “Tümgeneral William Boykin”; Sivil müteahhitler: “Steven Stephanowicz”, “Joe Ryan”; En yetkililer: “ABD Başkanı George W. Bush,”, “Başkan Yardımcısı Dick Cheney”, “Savunma Bakanı Donald Rumsfeld”, “Alberto Gonzales”.
GOOGLEGRAM: ABU GHRAIB:
Search words: Enlisted soldiers: “Sergeant Joseph Darby”, “Sergeant Javal”, “Private First Class Lynndie England”, “Staff Sergeant Ivan Frederick”, “Specialist Charles Graner”, “Specialist Sabrina Harman”, “Jeremy Sivits”; Defense Department officials and military officers: “Deputy Undersecretary of Intelligence Stephen Cambone”, “Lieutenant General Ricardo Sanchez”, “Major General Barbara Fast”, “Major General Geoffrey Miller”, “Brigadier General Janis Karpinski”, “Colonel Thomas Pappas”, “Lieutenant General William Boykin”; Civilian contractors: “Steven Stephanowicz”, “Joe Ryan”; Top officials: “President George W. Bush”, “Vice President Dick Cheney”, “Defense Secretary Donald Rumsfeld”, “Alberto Gonzales”

GOOGLEGRAM: AUSCHWITZ
Auschwıtz kampı. Bu fotoğraflar Google’ın görsel arama motoruna bağlı ücretsiz fotomozaik yazılımı kullanılarak yeniden biçimlendirilmiştir. İnternet üzerinden arama ölçütü olarak” tarih” , “ kader “ , “ hafıza “ , “ geçmiş “ , “ anma “ , “ çatışma “ , “şiddet “ , “ korku “ barbarlık “ , “ hakikat “ , “ tanıklık “ , “ yas “ , “ yargı “ , “ vicdan “ gibi kelimelere karşılık gelen 10.000 fotoğraf karma olarak kullanılmıştır.
GOOGLEGRAM: AUSCHWITZ:
“history”, “destiny”, “memory”, “past”, “commemoration”, “conflict”, “violence”, “horror”, “barbarism”, “truth”, “testimony”, “mourning”, “judgment”, “conscience” and “progress” as search criteria.

GOOGLEGRAM: EVSİZ
Kaldırımda uyuyan evsiz bir adam. Bu fotoğraflar Google’ın görsel arama motoruna bağlı ücretsiz fotomozaik yazılımı kullanılarak yeniden biçimlendirilmiştir. Sonuç olarak internet üzerindeki arama ölçütlerinde Forbes dergisi (2004) sayısına göre dünyanın en zengin 25 ismine kaşılık gelen 10.000 fotoğraf karma olarak kullanılmıştır. Bu isimler: “William Gates III”, “Warren Buffett”, “Lakshmi Mittal”, “Carlos Slim Helu”, “Prince Alwaleed Bin”, “Talal Alsaud”, “Ingvar Kamprad”, “Paul Allen”, “Karl Albrecht”, “Lawrence Ellison”, “S Robson Walton”, “Jim Walton”, “Alice Walton”, “Helen Walton”, “Kenneth Thomson & family”, “Liliane Bettencourt”, “Bernard Arnault”, “Michael Dell”, “Sheldon Adelson”, “Theo Albrecht”, “Roman Abramovich”, “Li Ka-shing”, “Amancio Ortega”, “Steven Ballmer” ve “Silvio Berlusconi” dir.
GOOGLEGRAM: HOMELESS:
“William Gates III”, “Warren Buffett”, “Lakshmi Mittal”, “Carlos Slim Helu”, “Prince Alwaleed Bin”, “Talal Alsaud”, “Ingvar Kamprad”, “Paul Allen”, “Karl Albrecht”, “Lawrence Ellison”, “S Robson Walton”, “Jim Walton”, “Alice Walton”, “Helen Walton”, “Kenneth Thomson & family”, “Liliane Bettencourt”, “Bernard Arnault”, “Michael Dell”, “Sheldon Adelson”, “Theo Albrecht”, “Roman Abramovich”, “Li Ka-shing”, “Amancio Ortega”, “Steven Ballmer” and “Silvio Berlusconi”.

Joan FONTCUBERTA_GOOGLEGRAM 11-S NY
« 1 arasında 6 »