Gazeteci, Fotoğraf Sanatçısı Ergun Çağatay hayatını kaybetti

1937’de İzmir’de doğan Çağatay İstanbul Robert Kolej’den mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki eğitimini yarıda keserek gazeteciliğe başladı. 1968 yılında eşinin armağanı olan fotoğraf makinasıyla fotoğrafa başlayan Çağatay, 1974 yılında Paris’te GAMMA fotoğraf ajansına girerek foto muhabirliğine adım attı. 1980’de New York’ta Time/Life grubunda çalışmaya başladı ve dergide ses getiren pek çok önemli habere imza attı. 1983’de Paris / Orly Havaalanı’nda Ermeni terör örgütü ASALA’nın bombalı saldırısında ağır yaralanan Çağatay uzun süre yanık tedavisi gördü. Saldırı, hayatında bir dönüm noktası oldu ve bu dönemden sonra özellikle de tarih alanında yoğun araştırmalar yapmaya yöneldi. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndeki nadir el yazması kitaplar üzerine yaptığı çalışma, Japonya’dan Brezilya’ya kadar dünyanın birçok ülkesinde yayınlandı. Paris’de Nathan Yayınevi için TÜRKİYE kitabını hazırladı. En kapsamlı projesi “Turkic Speaking Peoples – Türkçe Konuşanlar” en çok ses getiren çalışmalarından biri oldu.14 yılda tamamladığı kitap için 110 bin kilometre yol kat ederek 35 bin kare fotoğraf çekti. Kitabın Türkçe çevirisi ise 2008’de İstanbul’da yayınlandı. Yayınlanmış diğer kitabı ise ‘Bir Zamanlar Orta Asya’. Kitabı ile ilgili çeşitli sergiler açıldı.

2014 yılında İstanbul’da “Merceğimde 50 Yıl” adlı sergisinde dijital öncesi döneme ait fotoğraflarına yer verdi. Bu sergisi için Ergun Çağatay şöyle diyor: “Bu sergi, dijital öncesi analog çağda, fotoğrafın ölüm fermanından çok önce çekilen, bazıları klasik anlamda, bazıları ise “ölüme çeyrek kal” çekilen gerçek fotoğrafların son karelerdir. Gerçek tarihtir…”

Ergun Çağatay bir söyleşisinde fotoğraf yaşamını şöyle özetliyor: “Ben fotoğrafı okuduğum kitap ve mecmualardan öğrendim. Arada bir Ara’nın (Ara Güler) yazıhanesine gider, onun ne yaptığına bakar bir şeyler kapmaya çalışırdım. Öğretici kaynak yoktu. Deli gibi oradan oraya koşardım. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’den ancak basın kartı ile yüz dolar alarak çıkabilirdim. Bir insan o parayla nereye gider, büyük fotoğrafçı olma yolunda nasıl yol tutardı? Tüm bu zorluklara rağmen bir şeyler yapmaya çalıştım. Bu ülkenin insanları her yeni günde insanın içini burkan başka başka acı olaylarla yüzleşiyor. Arşivimde yüzlerce bu denli acı içeren fotoğraf var. Siz bir madencinin ölen arkadaşı için ağlayan kömür tozu ile kaplı yüzünü alıp duvarınıza asar mısınız?”