PIERRE DUQUOC
Fransız sanatçı, fotoğraf alanında akademik bir eğitimden geçmeden; sezgilerinin izini sürerek ve kişisel merakının açtığı patikalarda ilerleyerek kendi görsel dilini kurar. Çizgi romanların dünyasından beslenir; bu etki, çalışmalarına hem kurgusal hem de ince bir ironiyle örülmüş bir ton kazandırır. İlk dönemlerinde gerçekliğe daha doğrudan yaklaşırken, zamanla mizahı ve kendi yaşamına yönelttiği eleştirel bakışı merkeze alan bir anlatıya yönelir. Fotomontaj teknikleriyle, gerçek ile düş arasında salınan, sahnelenmiş ve tuhaf biçimde tanıdık dünyalar kurar.
“Mini Maceralar”da, gündelik hayatın en sıradan anları küçük sahnelere dönüşür. Küçülen bir karakter, giderek büyüyen nesneler ve daralan bir yaşam alanı içinde sıkışıp kalır. Bu evren hem tanıdık bir ev içi sıcaklığı taşır hem de yabancı bir rüyanın huzursuzluğunu. Gülümsetirken tedirgin eden bir dengede durur. Nesneler büyüdükçe insan küçülür; bu tersine çevrilmiş ölçek, anlatının hem kırılgan hem de ironik gücünü taşır. Gündelik hayatın görünmez ağırlıkları, burada somutlaşır.
“Atık Yok” projesinde ise sanatçı, gözümüzün önünde olup da görmediğimiz şeylere bakmayı önerir. Neredeyse yok sayılan atıklar, yeniden görünürlük kazanır. Ürünler ambalajlarından arınır; ancak bu kez kalıpların içine yerleşir. Tanıdık olan yer değiştirir, alışkanlıklar sarsılır. İzleyici, fark etmeden içine yerleştiği tüketim döngüsüyle karşı karşıya kalır. Bu sessiz yüzleşme, ironinin ince diliyle çevresel yükü açığa çıkarır.
Her iki seride de Duquoc, tekrarın içindeki körlüğe işaret eder. İnsan, en çok gördüğü şeyleri daha kolay unutur. Ve belki de en görünür olan, tam da bu yüzden gözden kaçar.
MİNİ MACERALAR
ATIK YOK