ALEKSANDR BABARIKIN
Newyork’un Qoeens bölgesinde yaşayan Belaruslu fotoğrafçı Aleksandr Babarikin, çevresinde karşılaştığı manzaraları ve gündelik yaşamın sıradan görünen anlarını yanında götürme isteğiyle fotoğrafla ilgilenmeye başlar.
İlk zamanlarında anı yakalamanın peşinde olan Babarikin, zamanla kendi gerçekliğini kurmasına olanak tanıyan bir form geliştirir. Hareket, bulanıklık, katmanlar ve renkler aracılığıyla gündelik yaşamın geçici ve samimi anları sinematik sahnelere dönüştürür.
Babarikin’in fotoğrafları, resim ile fotoğraf arasında gidip gelen bir sorgulama yaratır. Figürler kimi zaman belirginliğini yitirir, şehir ise sürekli hareket eden bir düş mekânına dönüşür. Sanatçı, kent yaşamının kaosu içinde saklı kalan sessizliği ve dinginliği görünür kılar; izleyiciyi gerçeklikle hayal arasındaki ince çizgide dolaştırır.