Çağdaş Sanatın En Özgün İsimlerinden David Hockney Yaşama Veda Etti.

“Sanatta, yeni bakış açıları yeni hissetme biçimleri anlamına gelir; bu ikisini birbirinden ayıramazsınız; zira artık bildiğimiz gibi, zaman olmadan mekân olamaz, mekân olmadan da zaman olamaz.”

Çağdaş sanatın en özgün isimlerinden David Hockney 88 yaşında yaşama veda etti.

9 Temmuz 1937 tarihinde İngiltere’de Bradford’da doğan ve 12 Haziran 2026 günü Londra’da yaşama veda eden David Hockney; klasik tuvalden sahne tasarımına, fotoğraf kolajlarından iPad çizimlerine, hemen hemen pek çok tekniği büyük bir başarıyla sanatına entegre ederek kullandı.  

Onun sanatsal yaklaşımını, 1960’ların başında Pop Art’ın yükseldiği dönemde öne çıksa da, hiçbir zaman tek bir akımın sınırları içinde tanımlamak mümkün olmadı. Bu bağlamda da biçimcilikten kavramsala, figüratiften soyuta, dijitalden geleneksele kadar geniş bir yelpazede eserler üretti. 

Ancak; sanat yaşamındaki en büyük kırılmayı 1964 yılında Kaliforniya’ya yapmış olduğu seyahat sonrasında yaşadı ve bu onun tüm kariyerinde en belirgin dönüm noktası oldu. O yolculukta, dönemin İngilteresi için bir lüks olarak kabul edilen yüzme havuzlarının, Kaliforniya’daki  hemen hemen evin bahçesinde olması ve Hockney’nin de uçakla alçalırken tanık olduğu bu şıkır şıkır parlak görüntü onu derinden etkileyerek adeta büyüledi ve sanatının şekillenmesinde mihenk taşı oldu. İngiliz yağlı boyalarını bırakıp parlak Kalifornia akriliklerini benimsedi ve yüzme havuzları Hockney’nin en ünlü teması haline geldi. Bunun da ötesinde yaşamı boyunca her sabah yarım saat havuzda yüzmeyi de yaşam biçimi olarak benimsedi.

“Yüzme havuzlarındaki su, diğer herhangi bir formdan daha fazla görünümünü değiştirir. Bir nehrin rengi, yansıttığı gökyüzüyle ilişkilidir ve deniz bana her zaman aynı renkte ve aynı dans desenlerine sahipmiş gibi gelir. Ancak yüzme havuzu suyunun görünümü kontrol edilebilir – hatta rengi bile insan yapımı olabilir – ve dans ritimleri sadece gökyüzünü değil, şeffaflığı nedeniyle suyun derinliğini de yansıtır. Bu yüzden bunu temsil etmek için teknikler kullanmak zorunda kaldım.”

Onun en bilinen eseri Los Angeles’taki bir yüzme havuzuna dalış yapan yüzücünün suya çarpış anını tasvir eden 1996 tarihli A Bigger Splash isimli tablosu 2020 yılında Londra’da Sotheby’s deki açık artırmada 23,1 milyon sterline satıldı. Hockney’nin hayatında sattığı ilk resmi ise, 1957’deki Yorkshire Sanatçıları Sergisi’nde 10 sterline satılan babasının bir portresiydi. O zaman bu miktarın kendisini “bir haftadan fazla bir süre” idare ettiğini söylemişti.  

Önceki yüzyılın son dönemiyle, yaşamakta olduğumuz yüzyılın ilk dönemine damgasını vuran David Hockney’e; son bir kaç not ve sanat ile yaşam hakkındaki özdeyişlerinden bir demet ile veda edelim:

  • Royal College of Art’tan neredeyse atılacaktı. Yalnızca sanatına göre değerlendirilmek isteyen Hockney, final sınavı için makalesini tamamlamayı reddetti; bunun yerine, almaya çalıştığı diplomanın bir karikatürünü çizerek kağıdını verdi. Yeteneğini bilen okul, yönetmelikte değişiklik yaparak Hockney’i mezun etti. Bu çizimin kopyaları bugün, Tate ve Victoria&Albert müzelerinin koleksiyonlarında yer almaktadır.
  • Kaliforniya’ya gitme nedeni sadece ışık değildi. 1960’larda eşcinselliğin hâlâ yasa dışı olduğu İngiltere’ye kıyasla Los Angeles, onun için hem estetik hem kişisel bir özgürlük alanı oldu.
  • 40 yılı aşkın süre işitme sorunu yaşadı. Çeşitli renklerde işitme cihazları kullandı.
  • Sigara içmesinin akıl sağlığı için elzem olduğuna inandı ve 60 yıl aralıksız içti. 2007’de Tate Britain’da Hockney’nin 70. yaşını kutlamak için düzenlenen partide, yemekten sonra, Britanya’nın Yaşayan En Büyük Sanatçısı’nın sigara içebilmesi için yangın alarmlarının 10 dakika boyunca kapatılacağı duyuruldu.
  • Çok az sanatçı Hockney kadar teknoloji ile ilgiliydi. 1970’lerde Polaroid kameraya ilgi duymaya başladı; mekân ve perspektifle oynayan yüzlerce fotokolaj yaptı.
  • Daha sonra fotokopi makinesi ve faksla üretilmiş sanat eserlerinden oluşan sergiler düzenledi; tek tek kağıt sayfalarından büyük görüntüleri titizlikle oluşturdu.
  • David Hockney’nin cenazesine vasiyeti gereği yalnızca iki kişi katıldı: partneri Jean-Pierre Goncalves de Lima ve büyük yeğeni Richard Hockney.

 “Yüzler, gördüğümüz en ilginç şeylerdir; diğer insanlar beni büyüler ve diğer insanların en ilginç yönü – onların iç dünyasına girmemizi sağlayan nokta – yüzüdür. Yüz her şeyi anlatır.”

“Bir sanatçının insanlar için yapmaya çalıştığı şey, onları bir şeye yaklaştırmaktır; çünkü elbette sanat, paylaşmakla ilgilidir. Bir deneyimi paylaşmak istemeseydiniz, sanatçı olamazdınız.”

“Bence bir şeye bakma süreci bile onu güzelleştirebilir.”

“Bir şeyi basit hale getirmek uzun zaman alır.”

“Eğer dünyayı benim gördüğüm gibi güzel, heyecan verici ve gizemli buluyorsanız, o zaman kendinizi gerçekten canlı hissedersiniz.”

“Fotoğraf makinesi mekânı göremez. Yüzeyleri görür. İnsanlar ise mekânı görür; bu çok daha ilginçtir.”

“Her fotoğrafın bir ufuk noktası vardır – aslında orada 800 tane var… Biz işte böyle görüyoruz. Fotoğraf makinesi geometrik olarak görür, ama biz psikolojik olarak görürüz.” 

Bizi paylaşın..