SERGİ | Urla, Urladam, A. Beyhan Özdemir, Doğu’ya Akan Zaman

Srebrenica’nın mezar taşlarında yankılanan sessizlik, Mostar’ın kırık taşları arasından suya düşen gölgesi, Üsküp’te kimlik arayışı, Prizren’in yokuşlarında unutulmuş bir halk ezgisi. Savaşın ardından kalan boşlukta filizlenen insanlık kırıntıları, yıkımın içinden süzülüp gelen ışık, yeniden doğuşun en sessiz hali. Manastır’da yüreklerimizi kıpırdatan bir okul, Sofya’da bir duvar, Comanesti’de eğlenceli bir ritüel, Berat’ta tarihin içinden köprüye bakış. 

Her fotoğraf, bir tanıklık. Her tanıklık, bir çağrı.

 Çingene Kızlı mozaik müzesi, İskender’in zamanından bugüne donmuş gibi. İran’da kadınlar bir sokak lambası ışığında geçmişi bugüne, bugünü geleceğin aydınlığına çağırıyor. Her fotoğrafta taşın, yüzeyin ve gölgenin hafızası okunuyor. Hindistan’da bir ritüel, Filipinler’de bir gün batımı, Bangkok’ta bitmeyen bir telaş. Chiang Mai’de bir dua, Laos’ta geçmişi fısıldayan bir nehir, Angkor Wat’ta derin bir sessizlik, taşlarında zamanın nabzı atıyor. Ritmin ve ruhun birbirine karıştığı anları yakalıyor. Sa Pa’da pirinç teraslarının, dağların, sisin içinde kaybolan bir yüz, Hanoi’de geçmişin yankısı, Saigon’da gururla geleceğe bakan bir çift göz. Vietnam; iki uç arasında salınan bir hikâye.  

Bir ülkenin iç sesiyle konuşuyor. Hem hatırlıyor hem unutuyor.

Ve zamanın çatlağında, çok uzaklarda Kore, denizin öte yanında Japonya. Busan’da şehitlerin sessiz ve derin uykusu, Hiroşima’da geçmişin yankısı. Modernliğin ve geçmişin birbirine dokunduğu yerlerde insanın kırılganlığını belgeleyen bir bakış.  

Yolun kendisi, fotoğrafçının tanıklığı.

Doğu’ya Akan Zaman, bir harita değil. Bir yolculuk. Bir tanıklık. Bir yolun izini süren, bir zamanın, bir coğrafyanın, bir duygunun vücut bulmuş hali olsun diye düşündüm. Sadece mekânları değil, duyguları da belgeleyen birer kare.

25 yıllık fotoğraf arşivimden doğan Doğu’ya Akan Zaman, Balkanlar’dan Uzakdoğu’ya belleğin, travmanın ve yeniden doğuşun görsel bir anlatısı olsun istedim. Bu fotoğraflar, sadece görüleni değil, hissedileni de görünür kılıyor.

Kısaca bu çalışmanın sıradan bir sergiden fazla olmalıydı; travmanın izini süren, kültürel katmanları aralayan, yeniden doğuşun sessizliğini belgeleyen bir görsel metin. Geçmişle bugün arasında bir köprü kuran bu fotoğraflar, Doğu ile Batı arasında, bireyle kolektif hafıza arasında adeta bir “Doğu’ya Akan Zaman”ı gösteriyor.

Balkanlar’dan başlayıp Uzakdoğu’ya uzanan bu rota hem tarihsel travmaların hem de kültürel direnişin izlerini taşıyan bir anlatı haritası. 

Ve her fotoğraf, bir durak. Her durak, bir yeniden bakış.

 Sergi 13 Ekim-5 Kasım 2025 tarihleri arasında izlenebilir.  

Bizi paylaşın..