STEPHEN LESLIE
Londra’da yaşayan Leslie, yüzleri değil dirsekleri fotoğraflar. Bedenin en az fark edilen, en az anlam yüklenen yerini merkeze alır.
Fotoğraflara baktığımızda kendimizi tam da o dirseklerin arkasında buluruz; sanki kalabalığın içinde birine fazlasıyla yaklaşmışızdır ama kim olduğunu bilmeyiz. Kadraj ikiye bölünür: bir yarısında bedenin yüzeyine kazınmış izler , diğer yarısında akıp giden şehir. Bu bölünmüşlük hem yakınlık hem de mesafe yaratır, izleyiciyi konfor alanından çıkarır.
Leslie, sıradan olanı büyüterek portre alanına taşır. Sürekli gördüğümüz ama hiç bakmadığımız ayrıntıların aslında ne kadar kişisel olabileceğini fark ettirir. Dirsek, hem bedenin hem de sokağın hafızasını taşır.

