Altan BAL | Fotoğrafta Biçim (I) (17. Sayı)

Mantıklı olan sıkıcıdır.”
Alfred Hitchcock

Etkili, akılda kalan fotoğrafların sahip olduğu özellikleri, herhangi bir öncelik sıralaması yapmadan, üç başlık altında sıralayabiliriz: 1) Teknik, 2) İçerik, 3) Biçim.

Teknikten kastettiğimiz, fotoğraf çekenin kafasındaki fotoğrafa ulaşmak için makinesi veya yazılım üzerinde yaptığı seçimlerdir. Alan derinliğini azaltmak için diyaframı açmamız gerektiğini bilmemiz veya bir fotoğrafta renklerin etkisini arttırmak için fotoğrafı -1 pozlamamız gibi. Etkili fotoğraf çekebilmeniz için kısıtlı da olsa temel fotoğraf tekniği bilmeniz şarttır ama yeterli değildir. Emin olun, kimse sizi çok doğru enstantene ve diyafram değeri kullandınız diye takdir etmez. Microsoft Word programının her özelliğini bilmenizin, yazacağınız romana çok da bir katkı sağlayamayacağı gibi…

Fotoğraflarınızın etkileyiciliğini belirleyen şey daha çok, içerik ve biçim başlıklarının altını nasıl doldurduğunuzdur. İçerik, fotoğrafçılığınızın ilk zamanlarında göstermeye, tecrübeniz arttıkça da anlatmaya çalıştığınız her şeydir. İster doğrudan fotoğraf olsun, ister bir şekilde kurmaca veya müdahaleli olsun, bir duygumuzu veya fikrimizi, belki de iddiamızı, gözler önüne sererek izleyeni etkilemeye çalışırız. (Fotoğrafa yapacağımız müdahalenin, eski usul karanlık odada veya daha yeni dijital ortamlarda yapılması çok da önemli değildir. Eski usul olması, daha gerçek fotoğraflar elde etmenize neden olmaz. Fotoğraf makinesinin kendisi bir müdahale nesnesidir.) İçeriğin göstermesi ve anlatması konusuna geçen sayımızdaki yazımda değinmiştim.

Biçim ise, yazılı olsun, görsel olsun, tüm iletişim araçlarının ortak noktasıdır. Mesela şiir… Doğrudan fotoğrafa en çok benzeyen estetik formun şiir olduğunu düşünürüm hep. Şairler, günlük hayatta hepimizin kullandığı kelimeleri bir şekilde yanyana getirerek okuyanı etkileyen, çoğu zaman da okuyanın duygularının anlık olarak değişmesine sebep olan dizeleri oluştururlar. Doğrudan fotoğrafçılar da sıradan sayılabilecek nesneleri, durumları öyle bir kadraj içinde yanyana getirirler ki ortaya çıkan fotoğraf akılda kalıcı olur.

Fotoğrafta biçim konusunun, temel fotoğraf seminerlerinde kompozisyon kuralları başlığı altında, sanki fotoğraflarımızın daha etkili olması için birtakım formüller ve kurallar varmış gibi anlatıldığını biliyorum. Bunun sonucu olarak da fotoğrafseverlerin kafasında, komposizyon derslerinden sonra birtakım kurallara uyarsanız fotograflarınızın çok güzel olacağı, uymazsanız güzel olmayacağı gibi yanlış bir düşünce oluşur. Zaman zaman duyduğumuz, “Bu fotoğraf altın oran kuralına uymuş, o yüzden güzel.”, “Bu fotoğraf filanca kurala uymamış, o yüzden güzel değildir.” gibi cümleler bu sürecin sonucudur.

Sevinerek söylüyorum ki fotoğraflarınızın biçimsel gücünü arttıracak, uyguladığınız takdirde fotoğraflarınızı daha değerli hâle getirecek bir takım kurallar bütünü yoktur. Bir fotoğrafın çarpıcı olmasında etkisi olan herhangi bir biçimsel tercih, başka bir fotoğrafın sıradan olmasına sebep olabilir. Çünkü bir fotoğrafta biçimi belirleyen, hangi deneyimden ortaya çıktığını bile bilmediğimiz kompozisyon kuralları değil, iletmek istediğiniz içeriktir. Her disiplinde olduğu gibi fotoğraf disiplininde de içeriği en etkileyici yoldan anlatmaya çalışmak temel kaygımız olmalıdır. Fotoğraflarımızın kendimize özgü olabilmesini kurallar değil, seçimlerimiz ve bıkıp usanmadan tekrarlardığımız denemelerimiz sağlar. İçeriğin değişmesi, biçimsel tercihlerin değişmesini de beraberinde getirir. Bir fotoğraf, altın orana uyduğu için güçlü olabilir; ama bir başka fotoğraf da sırf altın orana uygun çekildiği için çok sıradan olabilir. Bir fotoğrafta yer alan insanların ayaklarının nereden kesileceğini belirleyecek olan şey, fotoğrafınızla ne anlatmak istediğinizdir, kurallar değil. İyi ki de böyledir. Eğer hepimizin uyması gereken, içerikten bağımsız komposizyon kuralları olsaydı tüm fotoğrafçılar, bu kuralları uygulamakla yükümlü birer mahkûma dönüşürlerdi. Mahkûmların ayaklarına bağlı güllenin yerini de boynumuza asılı ağır makineler alırdı. “İyi Şiir Yazmanın Kuralları” diye bir kitap görseniz eminim ya da umarım, ciddiye almazsınız…

Fotoğrafta biçim konusunda beyin fırtınası yapma konusuna gelecek sayıda devam edeceğiz.

Altan BAL

Kontrast Sayı 17, Mayıs-Haziran 2010