Gerard RANCINAN | Metamorphosis (40. Sayı)

Çeviri: Arzu ÖZGEN

The-Freedom-Unveiled-by-Rancinan

Metamorphosis 1, Saklanmayan / Kapatılmayan Özgürlük

Delacroix tarafından belirtildiği gibi 1830’lardan beri tutarlı bir şekilde ifade özgürlüğüne inanmaya teşvik ediliyoruz. Ama medyanın büyümesine ve gösterilerin sayılarının artmasına rağmen hala insanların sesleri bastırılıyor ve hayat hala ucuz.

The-Garden-of-Delirium-by-Rancinan

Metamorphosis 2, Zevk Bahçesi

Adem ile Havva’nın çocukları … tarafından hayal edilen zevk bahçesinde yaşamaktan mutlu değiller. Onların kibirleri kendi sonlarını hazırlamakta. Her tarafı işgal eden insanoğlu kendini tanrının rakibi görerek, dünyayı kendi istediği şekilde yeniden yaratmak isterdi. Fakat, tüm iyi niyetlerine rağmen, kaçtığını düşündüğü gerçek öldürücü kaderini hazırladı. Kendi yok oluşu için potansiyeli yarattı: Atom bombası.

The-Big-Supper-by-Rancinan

Metamorphosis 3, Büyük yemek

Son yemekten bu yana ne kadar ilerleme kaydettik? Eğlenceli ve renkli yiyecekleri keşfettik. Yediğimiz şeylerin tadını ne çok tatlı, ne çok ekşi olmamak üzere körelttik. Fast food’u keşfedenler fakirlerin fakiri insanları bir kalori şölenine davet etmektedirler. Müşteriler 99 sent’e tam bir menu yiyebilmektedirler. Sahipler ise sağlıklı ve organik besin almaktadırlar. Zayıflamanın bedeli oldukça pahalıdır.

The-Dance-or-the-Elegy-of-the-Sacred

Metamorphosis 5, Dans

Count of Lampedusa “birşeylerin olduğu gibi kalmasını istiyorsak, herşey değişmek zorundadır” demiştir. İnsanoğlu, yolculuğunda kendi hikayesini anlatmaktadır, insanoğlu aslında olasılığın yansımasından başka birşey değildir. O, ritüellerin, kültürlerin, dillerin ve büyük evrensel efsanelerin vektörüdür. Her yüzyıl, kendinden bir öncekinin işaretidir. Ve değişen insanoğlu değil, olasılıklardır.

Decadence

Metamorphosis 10, Tarih…. geleceğin arayışıdır. Hep bildiğimiz gibi, tarihin sonuna mı geldik? Sanki son bir kutlama gibi insanlık tarihi çöken medeniyetlerin toplamıdır. İnsanoğlu modernleşmenin yeni web versiyonlarına yakalanarak, kendinden sonrakilere ya yer bırakmakta ya da hiç bırakmamaktadır.