Gülser GÜNAYDIN | Bunlar da var – Jacob Lawrens (54. Sayı)

Jacob Lawrence 20. yüzyılın en iyi bilinen Afrikalı-Amerikalı ressamlarındandır. 60 figüratif resim panelinden oluşan “Göç Serisi” (The Migration Series) 1940’lı yıllarda Afrika kökenli Amerikalıların kırsal güneyden kuzey şehirlerine göçünü anlatmaktadır. Bu göç olayı Amerika tarihinde oldukça önemlidir. Yaklaşık 6 milyon insanın göç ettiği düşünülmektedir. Bu büyük göçün sebebi hem güneydeki aşırı ırkçılık, Jim Crow kanunları hem de kuzeydeki endüstriyel şirketlerin işgücü ihtiyacıdır.

1940’larda Lawrence, New York City Modern Sanat Müzesi’nde ilk büyük kişisel sergisini açar. “Bir sanatçının yaşamla ilgili yaklaşım ve felsefe geliştirmesinin önemli olduğuna inanırım. Eğer bir sanatçı felsefe geliştirmişse, tuval üzerine boyayı değil kendini koyar.” diyen Lawrence, “Dinamik Kübizim” denilen Harlem’e atfedilen sert, parlak renklerden oluşan eşsiz bir estetik teknik geliştirmesi ile bilinir. Siyahları resmederken sadece dış hatları ile onları yüzeyden ayırırken, beyazları daha detaylı olarak resmeder. Bunu da ırkçılığın bir yansıması olarak okuyabiliriz. “Çok basit bir palet aldım. Sarılar, yeşiller, maviler… Renkleri karıştırmadım. Serinin bir parçası olmalarını istediğim için saf olarak bıraktım. Ben bunları 60 eser olarak değil, tek eser olarak görüyorum” der.

Jacob Lawrens, The Migration Series