Erol BÜYÜKYAZICI | Dernekler, dernekler, … = FOTOĞRAF !

Her şeyden önce belirtmek isterim ki bu yazıyı kaleme alma sebebim kimseyi hedef almak değil tam tersine fotoğraf dernekleri ve federasyonun bu güne kadar süregelen durumu hakkında yapıcı olmak amaçlı bir fikir beyan etmektir.

Gerçek şu ki, derneklerin esas amacı fotoğraf sanatı olarak belirlenmiş olmasına rağmen, işin sanat kısmı lafta kaldı ve tutucu bir foto muhabirliği anlayışı çerçevesinde faaliyetler sürdürüldü. Belki de bu anlayış farkında olunmadan bir refleks olarak sanat yapılıyormuş gibi algılandı.

Seksenli yıllarda derneklerin isimlerindeki “Fotoğraf Sanatı” kavramı gerekliydi ve herkesin de hoşuna gitti. Sanat, derneklerin üzerine bir örtü gibi serildi ve dernek yapılarına farklı bir statü ve hoşluk katmış oldu. Bu, o günler için ivme kazanmak adına olması gereken bir durumdu. Diğer bir taraftan da “Sanat” kavramı seksen darbesi sonrası yetmişli yılların acılarını tedavi ve teselli etti. Ancak doksanlı yıllara gelindiğinde fotoğraf sanatının FIAP’a endekslenmesiyle fotoğrafın üstüne bir FIAP sisi çöktü ve önümüzü göremediğimizden yönümüzü şaşırdık. Fotoğraf sanatı artık yarışmalar temelinde ele alınan bir puanlama sistemine tabi hale geldi ve Fotoğraf dünyamızın sanat anlayışı yanlış bir yola sapmış oldu.

Sanat, yarışma ve puanlama sistemine tabi tutulamaz. Dolayısıyla Fotoğraf dünyamız FIAP’cılar ve karşı olanlar diye ikiye bölündü. Bunun üstüne iki binlerde bir de sayısal teknoloji işin içine girince fotoğrafta sanat kavramının kapsamı iyice değişti. Görüntüler artık sayısal veriler olarak havada uçuşur hale geldi. Fotoğrafın nesne (bir yüzeye basılan) olarak ifade edilmesi demode kabul edilir oldu.

Aslında 1980’lerde sanat yapma isteğiyle alevlenen fotoğraf dünyasında dernekler bugün hobi kulüpleri haline gelmiş durumdadır. Federasyon da bu dernekleri düzenleme müdürlüğüne evrilmiştir.
Hobi kulübü olma kapsamını asla yadsımıyorum ve küçümsemiyorum ancak “Fotoğraf Sanatı Derneği” adı altında örgütlenen yapının bir taraftan hobi taleplerine de cevap verirken diğer taraftan da adına yakışır bir şekilde fotoğraf sanatına değil “sanat fotoğrafı” dünyasına katkı yapabilecek düzeyde çalışmalara imza atması gerektiğine inanıyorum. Tabi ki dernekler hobi amaçlı fotoğraf sevdalılarının taleplerini karşılamalı ama diğer taraftan da foto muhabirliği refleksinin ötesine geçip sanat adına günü yakalayan çalışmalar yapmalıdır.

Fotoğraf sanatının formalist sınırları aşan daha çok düşünsel ve kavramsal, çoksesli, güncel konularını araştırıp tartışabilen ve bunlardan bir sentez yapıp sanat fotoğrafı adına yeni görüşler, iddialar ortaya çıkarabilen dernekler olmalıyız. Dernek atölyelerinde üretilen güzel, hoş, seyirlik nesneleri sanat diye sunmamalıyız. Günümüz sanatı ciddi bir eğitim ve kültürel birikim gerektiren yapıdadır. Çağdaş sanatı anlamak ve uygulamak zaman ve emek gerektirir. Bir kaç haftalık atölye çalışmaları veya seminerler ile öğrenilip kavranılamaz. Konunun daha ciddiye alınması gereklidir.

Sanat ile uğraşmak bir statü kazanma, ünvan alma ya da bir meslek edinme işi değildir. Bu yüzden dernekler ve federasyonun fotoğraf alanında gerçek sanatsal kapsamı yerleştirmek üzere kolaya kaçmadan biraz meşakkatli yollara sapması gerekmektedir. Sanat fotoğrafı üreten organizasyonlar olarak gündemi belirleyecek iddialarımız, karşı çıkışlarımız ve yıkımlarımız olmalıdır. Bunların nasıl yapılacağı dernekler ve federasyonun görevi olmalıdır.

Federasyonun da sadece bir mekan ve idari çalışanlarından ibaret olmaması, yarışma almanakları çıkarmanın ötesine geçerek, sanat faaliyetleri adına işlevi olan bir kurum haline gelmesi ve derneklerin güncel sanat anlayışını yakalayabilmelerini sağlamak amacıyla önlerine yeni kapılar açan bir rol üstlenmesi gerektiğine inanmaktayım.

Amacım bardağın boş tarafını göstermek gibi bir söylem üretmek değil tam tersine boş kalan yarıyı doldurmak için ne yapmamız gerektiği konusunda fikir üretmek ve tartışma alanı yaratmaktır.

Erol Büyükyazıcı