Deniz KORAŞLI | A Living Maestro: Joel Peter WITKIN (Issue #42)

Deniz KORAŞLI

1939, Brooklyn, New York doğumlu Witkin, fotoğraf çekmeye 16 yaşında başlamıştır. Aynı yıl Edward Steichen, New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’nde sergilenmesi için ondan bir fotoğrafını istemiş olması, kendi deyimiyle onun da hayatını fotoğrafa adamasına sebep olacaktır. Babası cam işiyle uğraşan koyu bir Yahudi, annesi ise kimya dalında çalışan Katolik bir İtalyan’dır. Anne ve babası, o daha küçük bir çocukken ayrılmış, Witkin ise annesiyle birlikte kalmıştır. Fotoğraf bilgisini geliştirmek amacıyla lise yıllarından 1961’de orduya girinceye kadar, bir laboratuarda renkli fotoğraf baskı elemanı olmaya kadar çeşitli işlerde çalışır. Askeriyede olduğu dönemde de fotoğraf teknisyeni olarak görev alır, askeri kazaları belgeleyen ve arşivleyen bir grubu yönetir. Askerlik görevinden sonra New York’a geri döner ve böylece profesyonel fotoğraf yaşantısına da başlamış olur. İlk eğitimini Union School of Art’ta (New York) Heykel üzerine alır. 1976’da New Mexico Üniversitesi’nde (Albuquerque), Fotoğraf ve Sanat Tarihi alanında öğrenim görür. Columbia Üniversitesi’nde burslu olarak şiir üzerine araştırmalar yapar. 1978’de dövme sanatçısı Cynthia Bency ile evlenir. Şu an Albuquerque’de geniş bir çiftlik evinde, şehir gürültüsünden uzakta sakin bir hayat sürdürmektedir. Bu süre zarfında çok sayıda ödül almıştır ve birçok ünlü koleksiyoncuda ve müzede eserleri yer almaktadır.

Joel-Peter Witkin, insanların durumlarını inkar edilemeyecek kadar güçlü bir biçimde yansıtan bir fotoğrafçıdır. 40 yılı aşkın bir süredir ruhaniliğe ve bunun yaşadığımız fiziksel dünyayı nasıl etkilediğine olan ilgisinin peşinde koşmaktadır. Groteskin içinde güzelliği  bulmak gibi kompleks bir konuyu; toplum tarafından dışlanmış hermafraoditler, cüceler, uzuvlarını kaybetmiş kişiler, androjenler, cesetler, fetişistler, garip fiziksel özelliklere sahip insanlar ve İsa’nın yaralarına sahip kişiler gibi yaşayan efsaneler vasıtasıyla incelemektedir. Witkin’in diğer insanların fiziksel durumlarına olan ilgisi, bizim normallik ve uygunluk anlayışımıza meydan okuyan modelleri, Hristiyanlığın öğretilerini devamlı irdeleyen çalışmalarına ilham verir.

Picasso, Balthus, Goya, Velásquez ve Miro gibi sanat tarihinin büyük ustalarının tablolarına düzenli olarak atıfta bulunması, kendisi için yeni bir tarih yaratma isteğinin göstergesidir. Witkin, geçmişten gelen sembol ve görüntüleri kullanarak bir yandan tarihimizi kutlamakta, bir yandan da günümüzdeki anlamlarını yeniden tanımlamaktadır. Tıp okulları, morglar ve akıl hastanelerini ziyaret eder, bu daha sonra sanatçının sayısız karakterini yansıtacak işbirlikçiler aramak içindir.

Witkin, tüm eserlerinde bir organı kopmuş ya da garip olan kişileri seçmesinin nedenini; “Toplumdan atılmışı sevmek, bedeni hasar görmüşü sevmek, nefretle bakılanı sevmek” diye adlandırır. Ortaya çıkan fotoğraflar rahatsız edici ama güzel, grotesk ama isyan edercesine cesur ve tabu olduğu için insanı cezbeden iğrenç bir güzelliğe sahiptir. Witkin görsellerini yaratırken, ilk olarak fikirlerini kağıda dökmekte ve tablolarını stüdyoda özenle sahnelemeye başlamadan önce bütün ayrıntıları mükemmelleştirmektedir. Sanatçı, fotoğrafı çekmesinin ardından karanlık odaya girmekte ve negatifleri üzerinde “kazıma ve delme” gibi teknikler kullanarak, çekilmişten ziyade yaratılmış fotoğraflar ortaya çıkarmaktadır. Baskı almak Witkin’e orijinal fikrini tekrar yorumlamaya ve son kez hayran kalmasına imkân sağlamaktadır.

Joel-Peter Witkin kendi yarattığı korkunç ve etkileyici dünyaya bakmamıza izin vererek, seksüel ve fiziksel güzellik hakkında sahip olduğumuz kavramları yok etmeyi amaçlamaktadır. Görselleri vasıtasıyla insanların farklılıkları ve toleranslarımız hakkında daha iyi anlayışa sahip olmamızı sağlamaktadır.

Eserlerindeki kurgulama, kendine özgülük, şaşırtıcılık ve karabasanlarla dolu bir düşsellik, Witkin’in yaratıcılık dünyasının ne kadar geniş olduğunu göstermektedir. Kontrast için bizimle paylaştığı ve eserlerine yüklediği anlamlar fotoğraf altlarında görülmektedir.

Witkin’in fotoğraflarında, yaşadığımız dünyanın tuhaf, tekinsiz ve karanlık taraflarına yönelik bir ayna, oldukça kendine özgü bir formda tutulmaktadır. Mevcut gerçekliğin ötesinde kurgularıyla eserlerini inşa eden Witkin’i; iç dünyası, dünyayı farklı yorumlaması, şiirle ilgileniyor olması, askerlik sürecinde askeri kazaları  belgesel olarak çekmesi ve arşivlemesi, geçmişte yaşadıkları, dini öğretileri, mitoloji, belki de en temel olarak bu; absürd’den dehşet’li olana doğru dönüşen sosyo kültürel atmosfer besler.

Günümüzde sıradan bir hale gelmiş olan, resimlerin sadece ‘bakmak’ için yapılmadığı, aynı zamanda ‘okunması’ gerektiği düşüncesi, eleştirmen Roland Barthes tarafından şu sözlerle ifade edilmiştir; “Metinleri, resimleri, kentleri, yüzleri, hareketleri, manzaraları vs. okuyorum” Bu gerçek dışı kurguları yaratmak için ne kadar birikim gerekiyorsa, bu eserleri anlayabilmek ve yorumlayabilmek için izleyicinin de bir birikimi olması gerekir. Witkin’in eserlerinin anlamına ulaşılabilmesi ve okunması dileğiyle…

*Nicholas Poussin, (1594-1665) Fransız ressam. Fotoğrafın fonunu sanatçının “Assumption of the Virgin” adlı çalışması oluşturuyor.

Kaynakça

1- Göktay, Ç. Fotoğraf Sanatı İle Mitoloji Arasındaki Etkileşim  “Joel-Peter Witkin.” www.arsivfotoritim.com

2- www.edelmangallery.com

3-Akman, K. İlahi Sunaktaki Ölümcül Fotoğraflar http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi43/kubilay.akman._43.html

4- www.gnoxis.com/joel-peter-witkin

5- Burke, S. The Death and Return of the Author: Criticism and Subjectivity in Barthes, Foucault, and Derrida. Edinburgh: Edinburgh University Press, 1998.