Buluntu Fotoğraf ve Kendine Mal Etme (51. Sayı)

Alper GÜLDEMET

Buluntu fotoğraflar, aslında yöresel fotoğraf türüne ait gibi gözükse de, çeken veya çekilen olarak sahiplerinden ayrı düşmüş (atılmış, unutulmuş, kaybolmuş), ancak yeni bir değer kazandırılmak üzere ortaya çıkartılarak yeniden sahiplenilmiş olan fotoğraflardır diyebiliriz.

Dagerreyotipi (Fr. Daguerréotype)’in Fransa’nın haklarının elinde bulundurmasından ve hemen sonra yasal olarak tüm dünyada kullanımını serbest bırakmasından sonra, fotoğraf evrensel olarak hızla yayılmış, neredeyse tüm aile albümlerine, tüm yöresel fotoğraf stüdyolarının içine kadar girmiştir. Buradan da geçmişe ait izler de taşımak üzere, sahaflara, bit pazarlarına …

Geçmişte fotoğrafın sanat mı değil mi tartışmaları çok yapıldı. Bugün gelinen noktada, fotoğraf sanatın melez yapısı içerisinde kendi rolünü çoktan almıştır. Buluntu fotoğraf da, geçmişteki izlerini bırakmadan çağdaş sanatın hizmetine girmiştir.

Fotoğraf, özünde geçmişe aittir, onu arar, yerine geçer, değiştirir, zaman kavramını manipule edip tekrar tekrar düşünmeye zorlar. Bu zorlama sadece geçmişe değil, aynı zamanda şimdiye ve geleceğe ait bir zorlamadır.

Buluntu fotoğrafı bu bağlamda düşündüğümüzde, birincisi tamamen tesadüfi olarak karşımıza çıkan, değerlendirilen yöresel (vernacular) “ürün”, ikincisi ise sanat için kullanılan ve/veya kendisi bir “sanat objesi” olarak değerlendirilen yaratıcı bir edinimin bir parçası diyebiliriz.

Malevich, süprematizm manifestosunda, yaratıcı edinimi 3 muhtemel biçimde sunar; “üretken mühendis, yaratıcı sanat, uzman taklitçi; taklitçi, tekrardan üreten özne olarak var olana hizmet ederken, üretken mühendisle, yaratıcı sanatçının eserleri, yaratıcı olanı ifade eder.” der.

Sanat objesi olarak düşündüğümüzde; buluntu fotoğraf, kurgusal, metinsel, belgesel, dahası sanatsal olarak post-modern ve kavramsal sanatın hizmetinde olabilir veya manipule edilebilir.

Sanat olarak fotoğraf ilginç bir biçimde post-modern sanatın ve kavramsal sanatın bir parçası haline de gelir “an” betiminden uzak, klasik sergileme yönteminde uzak….

Barthes’in deyimiyle fotoğraf artık neyin olmadığını değil neyin olmuş olduğunu söyler…

Geçmişte fotoğraf ne amaçla üretilirse üretilsin, bize ait olsun ya da olmasın sanatçı “yorumlayarak”, yeni anlamlar/bağlamlar yükleyebilir. Toplumun her alanında yaşanan gelişme ve değişimlerin sanata yansıması sonucu, günümüz sanatçısı gerçekliği kendi yaşayıp algıladığı biçimde yeniden biçimlendirir.

Buluntu fotoğrafı şans eseri ortaya çıkan “bulunmuş fotoğraf” olarak düşündüğümüzde ise bunlara manevi değeri yüksek “antika” fotoğraflar da diyebiliriz. Geçmişteki yaşanmışlığın izlerini veya kaybolmuş ünlü bir fotoğrafın ortaya çıkışını görürüz. Herhangi bir sanatsal kaygı içermez.

Burada en önemli ayrımı sanatın parçası oluşu veya olmayışı olarak ayırabiliriz.